Sevda Güneş

Bir kardeş ailem olsa…

12.03.2014 Sevda Güneş

Dünya üzerinde birçok kardeşlik duyduk, gördük. Kardeş şehir, kardeş okul, organ kardeşliği gibi. Ancak kardeş aile diye bir uygulamayı ilk kez duydum, uygulamasını gördüm. Fikir babası ESKİ Genel Müdürlüğü. Konunun özü aslıda su faturası kardeşliği.

Erzurum’da sayısız fakir aile var. Sosyal devlet anlayışı gereği bu ailelere yiyecek, giyecek veya yakacak yardımı yapılıyor. Ama bu fakir insanların birde elektrik ve su faturası gibi giderleri var. İşte sosyal devlet anlayışı bu noktada etkisini kaybediyor.

Koskoca Erzurum’da bu ailelerin sayısı hiç de az değil. Sürekli bu konuda sıkıntı yaşayan ESKİ, şahane bir projeye imza atmış. Askıda ekmek modelini bu kez su faturası için uygulamış. Durumu iyi olan aileler, geliri önceden tespit edilen fakir ailelerin su abone numarasını alarak kardeş aile oluyorlar. Böylece hem ihtiyaçlı ailenin faturası ödenerek suyu kesilmiyor, hem de yardımseverler iyiliklerine bir yenisini eklemiş oluyorlar.

Bu konuda bugüne kadar sayısız haber görmüşsünüzdür. Elektrik ve su faturasını ödeyemediği için cezaevinin yolunu tutan babaları, anaları. İşte kardeş aile uygulaması bu acıların tekrar yaşanmasına engel oluyor.

Suistimale açık aslında bu sitem, ama ESKİ bu işi çok iyi kotarmış. Kardeş aile listesine girecek olan dar gelirli aileler, hem zabıta ekibi ile hem de açma kapama şirketi tarafından bizzat evlerine gidilerek özel tespit edilmiş. Bir tek muhtarın beyanı esas alınmamış, ince eleyip sık dokunulmuş.

Üç yıl önce başlayan proje çok iyi bilinmediği için şuana kadar kardeş aile sayısı 100 ile sınırlı. Ancak sırada kardeş aile bekleyen dar gelirli sayısı binin üzerinde.  

İnanılmaz güzel bir uygulama, bu tür projeler sadece sıkıntıdaki insanları refaha ulaştırmaz, aynı zamanda insanlar arasındaki ikili ilişkileri de geliştirir. Sadece Ramazan ayında yapılan yardımların tartışıldığı bir ortamda, ben bu su kardeşliğini çok benimsedim.

Her ne kadar bu sistemden yaralanan aile sayısı az olsa da, zamanla kelebek etkisi yaratarak artacağını düşünüyorum.

Verilen her sadakanın yerini bulup bulmadığı, her zaman insan kafasında bir soru işaretidir. Ama sistem sizi düşkün olan o aile ile bizzat muhatap ediyor ve daha sonra ESKİ aradan çekiliyor.

Bu sistem tutar mı bilmem ama bildiğim şu ki hala ‘bir elin verdiğini diğer el görmemeli’ diyen insanların sayısı hiç de az değil bu şehirde.

Bir ailenin gerçek ihtiyacı bilinmeden yapılan yardımların o aileye hiçbir faydasının olmadığını hepimiz biliyoruz. Ama yine de sırf bütçemize uygun diye içinde ne olduğunu bilmediğimiz bir sürü gıda paketini göndermekte ısrar ediyoruz.

Oysa gelen her elektrik faturasında kendi isteğimiz dışında kayıp bedelini ödeyen biz değil miyiz? Peki, hayra geçiyor mu sizce? Babasının tarlasında bitiyormuş gibi elektriği gelişi güzel kullanan ama devlete tek kuruş ödemeyen yüzbinlerce insanın parasını sen, ben ödemiyor muyuz? Şimdi kendi hemşehrimize niye bunu yapmayalım. Ki onlar parası olmadığı için o su faturasını ödeyemiyor. Her ay suyu kesilmesin diye saatlerce görevlilere yalvarıyor.

‘Veren el, alan elden her zaman üstündür’ diyelim, gelin bizde kendimize bir kardeş aile edinelim.  

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 12-03-2014
  
Yazarın Diğer Yazıları