Sevda Güneş

Bu nasıl rapor?

28.06.2013 Sevda Güneş

Akil İnsanlar Doğu raporunu tamamladı. Başbakana sunulan raporda ilginç talepler yer alıyor. Özetle akiller Doğu’da kendilerine anlatılanları ya dinlememiş, ya da konuşulanlar işlerine gelmemiş. Öyle bir rapor hazırlanmış ki, okuyunca ülkede yıllardır bir iç savaş yaşandığı, tarafların devlet ile terör örgütü değil, Kürtlerle Türkler arasında olduğu izlenimi veriliyor. Açılım politikası ile de devlet araya girmiş ‘hadi barışın’ demiş.

Raporda, sürece zarar veren dilin (terör örgütü, bebek katili vb.) bırakılması, devlet tarafından haksızlığa uğratılmış tüm kişilerin itibarların iade edilmesi, (Şeyh Said, Said Nursi, Seyyid Rıza vb.), Dersim olaylarının kınanması, etnik ve mezhebi ayrımcılıklara ve asimilasyon politikalarına son verilmesi açıkça yer alıyor.

Ayrıca, ‘bu ülke artık tek din, tek dil gibi söylemleri kaldırmıyor. Tekçilikten vazgeçilmeli. Tek dil, tek millet değil, ortak vatan, ortak devlet denmeli. Bir an evvel eyalet bir yapıya geçilmeli’ deniliyor

Özellikle devlet hem Kürt halkından hem de (yanlış ve eksik bilgilendirdiği için) Türk halkından özür dilemeli. Kalıplaşmış deyimlerden vazgeçilmeli: ‘Türk bayrağı’, ‘Türk milleti’,’ ne mutlu Türküm diyene’, ‘’Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur’’, ‘Türkiye Türklerindir’,’ bir Türk dünyaya bedeldir’ gibi ifadelerin artık seslendirilmemesi isteniyor.

Yeni anayasa, anadilde eğitim, seçim barajının kaldırılması, siyasal genel af uygulamasına geçilmesi isteniyor.

Öncelikle Dersim, Gever, Çolemerik, Elaziz gibi isimlerim iadesi isteniyor. Cadde, okul, havaalanı gibi yerlerde İnönü, Fevzi Çakmak, Abdullah Alpdoğan, Sabiha Gökçen gibi isimlendirmelerin terk edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Terörle mücadelede yer alan TSK mensuplarının batıya tayin edilmesi. Tutsakların tamamının bırakılması, PKK’nın siyaset yapmasına olanak sağlanması. Andımızın kaldırılması ve en önemlisi Türklerin bu şartlara ikna edilmesi. Kürtler ile Türkler arasındaki eşitliğin sağlanması, vs. vs.

Raporu okuyunca tarafsız bir heyetin gözlemleri değil de terör örgütünün taleplerinin sıralaması gibi bir algı oluşuyor. Binlerce şehit ailesinin istekleri raporda tek satır bile yer almıyor.

Kardeşim, elbette bu kan durmalı ama bir tarafı tamir ederken diğer tarafı yerle bir edemezsiniz. Tüm bu hakların verildiğini düşünelim, peki 40 bine yakın terör şehidini ne olarak sayacağız? Bunların hakları talepleri yok mu?

Türklerle Kürtler arasında nasıl bir eşitsizlik var ki haklar eşitlenecek. Kimse ama hiç kimse bu ülkede ‘Türklere verilen haklar başka bir etnik kökene verilmiyor’ iddiasında bulunabilir mi? Bu ülkede onlarca Kürt siyasetçi, binlerce Kürt doktor, asker, polis işadamı var. Size bu görevleri yapamazsınız mı dendi?

Bu ülkeyi bir Kürt Başbakan yönetti, hatta Cumhurbaşkanlığı yaptı.  Benim rapordan anladığım şudur: Akil diye piyasaya çıkanlar Başbakan’ın ‘Türkiye’nin fotoğrafını istiyorum’ lafını anlamamış, terör örgütünün taleplerini bir kez daha yinelemişler. Doğu’daki geziler göstermelik yapılmış, vatandaşın gazı alınmış.

Bu rapora Türkiye’de yaşayan hiçbir Türk’ün ‘evet’ diyeceğine inanmıyorum. Bunu söylerken de AK Partili seçmenleri de özellikle bu fikrin içine koyuyorum.

Eğer bir referandum yapılsa, kaç kişi bu rapora ‘evet’ der çok merak ediyorum.

 

  

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 28-06-2013
  
Yazarın Diğer Yazıları