Sevda Güneş

Deprem gerçeğimi, o da ne?

24.09.2013 Sevda Güneş

Deprem uzmanları günlerdir birbiri ardına açıklama yapıyor. Israrla bir bölgeye dikkat çekiyorlar. Kuzeydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu fay hattının kesiştiği noktada olan Yedisu bölgesine. Gerçi uzmanların bu açıklaması basında yeteri kadar yer bulmadı. Çünkü ülke gündemi suni olaylarla oldukça meşgul.

Ne diyor uzmanlar,’Yedisu deprem fay hattı hareketli ve büyük bir deprem üretecek enerjiye sahip. Bu bölgede 6 ve 7 şiddetinin üzerinde deprem meydana gelebilir’.

Deprem uzmanları ayrıca en son 1974 yılında bu bölgede ciddi deprem yaşandığını da hatırlatıyorlar. Uzmanlar uyarıyor. Biz ise her zamanki gibi hiçbir şey yapmıyoruz.

Ülkedeki fay haritaları gösteriyor ki, Erzurum ve çevresi 1 ve 2. derecede deprem bölgesi. Peki bu illerde nasıl bir çalışma yapılıyor derseniz işte orası muamma. Bırakın deprem için tedbiri, sonrası için bile bir hazırlığımız yok. Mesela bölgede olası bir deprem sonrası harekete geçecek Kızılay ve Sivil Savunma birimi dışında bir yapıya sahip değiliz. Oysa acilen Erzurum’a afet birimleri oluşturulmalı.

Türkiye’de deprem tedbiri nasıl alınır öğrenemedik ama deprem sonrası ne yapılmasını kötü tecrübelerle maalesef öğrendik.

Van depremi hiç şüphesiz kentsel dönüşüm için dönüm noktası oldu. Metropol kentlerde gerek belediyeler, gerekse Çevre Şehircilik Bakanlığına ait kurumlar, depreme dayanıksız binaları tespit etti ve yıkımlar başladı.

Bir gazeteci olarak ben Erzurum’da böyle bir çalışmaya hiç denk gelmedim. Kentsel dönüşüme Erzurum’da girdi ama genellikle eski mahalleler yıkımdan nasibini aldı.

Allah rahmet eylesin, Marmara depreminin ardından Deprem Dede olarak anılan Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara ile Erzurum’un deprem riski bulunan bölgelerini birlikte gezmiştik. O dönem Bölge Eğitim Hastanesinin arsası da dahil olmak üzere o bölge için ‘işte burası en hareketli fay bölgesi’ demişti. Hatta ‘bu bölgedeki binalara depreme dayanıklılık testi yapılmalı’ uyarısında bulunmuştu. Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi yapılırken binanın tüm kolonlarına özel üretim aparatlar yerleştirildi. Hastane binası 9 şiddetindeki depreme dayanıklı halde inşa edildi. Bu tespitin ardından nereden baksanız 13 yıl geçti ama buralar için hiçbir çalışma yapılmadı.

Yanı başımızda yerle bir olan Van bile aklımızı başımıza getirmedi. “Ne gerek var ki, bugüne kadar şehirde deprem nedeni ile yıkılan tek bir ev olmamış. Burası evliyalar şehri, onların duası var, bize bir şey olmaz” düşüncesi vatandaşta hakim olduğu için yerel yönetimlerde böyle bir çalışma içine girmedi.

Bırakın tedbir almayı, göz göre göre büyük bir hata yapılıyor şehirde birkaç yıldır. Eski binalara giydirme cephe yapılarak adeta faciaya davetiye çıkarılıyor. Yeni makyajla binalar belki güzel görünüyor olabilir ama bu cephelerin en büyük riski binada oluşan çatlakları gizliyor.

Van depreminde gazeteci olarak bir aydan fazla görev yaptım. Kameraman olan eşimle yatacak bir otel ararken gözümüz Bayram Otele takıldı. Eşim Cihat, ‘burası yeni, burada kalalım’ dedi. Ben ‘giydirme cephe, sarsıntılardan burasının ne kadar zarar gördüğü belli değil’ diye kabul etmedim. Vade dolmayınca başka bir yerde kaldık. O otel ikinci depremde yıkıldı ve iki gazeteci arkadaşımız feci şekilde can verdi.

Bu kentte giydirme cephe yapılan binalardan kesinlikle depreme dayanıklılık testi istenmeli, çürük çıkan binalara izin verilmemeli. Belediye Başkanları bu konuda duyarlı olarak,  risk altındaki bölgelerde çalışma yapıp, olası depremde yıkılacak binaları tespit edip gereğini yapmalı. Yarın yaşanacak depremde can kaybı olursa bilsinler ki bu Allah’ın takdiri de olsa, tedbir almadıkları için birinci derece suçlu onlar olacak.

Unutulmamalıdır ki; 2004 yılında Aşkale’de meydana gelen 5.1 şiddetindeki depremde 9 kişinin hayatının kaybettiği bir kentten bahsediyoruz. 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 24-09-2013
  
Yazarın Diğer Yazıları