Sevda Güneş

Devlet bize ‘soğuk’ parası versin…

04.02.2014 Sevda Güneş

Sıcaktan ölen insan sayısı çok nadirdir, ancak soğuktan ölenlerin sayısı hiç de az değil dünya da. Diyebilirim ki, son 10 yılın en soğuk Aralık, Ocak ve Şubat aylarını yaşıyoruz. Gündüz bile hava sıcaklığı eksi 15’ler de seyrediyor. ‘Burası Erzurum, nasıl olsa alışkansızınız’ diyenlere, ‘sonuçta bizde insanız, et ve kemikten oluşuyoruz, bizde üşüyor, bizde donarak ölebiliyoruz’ diyerek bu söylemlere karşı çıktım.

Çalıştığım televizyonlarda yıllarca kış aylarında her akşam bu kentin, bölge illerinin soğuk ve kışını anlatan haberler yaptım. Hoş bu haberlere ısrarla karşı çıkanlar oldu elbette. ‘Erzurum’un kötü reklamı oluyor’ diyenlerin sayısı bir hayli çok olsa da, ben tüm tepkilere aldırmadan bu şehirde yaşanan cefayı bıkmadan, usanmadan ekranlara taşıdım. Belki sesimizi duymayanlar, bu görüntüleri görürde derdimizi anlar diye bekledim.

Evet, eski kışlar yok kabul ediyorum. Şehrin büyük bir kısmı kaloriferli evlerde oturup, dolar yaksa da bu şehirde asgari ücretle geçinip aynı soğuk havada yaşam mücadelesi verenler var. Siz sıcak evinizden çıkıp lüks otomobillerinize binerek işinize güvenle giderken, onlar yakıttan tasarruf etmek için gün boyu battaniye altında oturup, sadece akşamları soba yakıp, yaşam mücadelesi veriyorlar.

Sosyal devlet anlayışı onları fakir sınıfına sokmuyor çünkü. Sigortaları ve azda olsa maaşları var diye orta direk olarak tanımlıyor devlet bu insanlarımızı. Oysa asgari ücretle geçinmeye çalışanlar zor bela ayakta duruyor, iki yakasını bir araya bir türlü getiremiyor. Tüm bunları Erzurum’da kış yok, soğuk yok diyen, kendinden başka hiç kimseyi düşünmeyenlere hatırlatıyorum.

Bu yıl kar pek fazla olmasa da gerçekten ciddi soğuklar yaşanıyor. Ağır tonajlı kamyon, tır ve benzeri araçlar hareket halinde iken mazot donduruyor. Aracı çalıştırmak, donu açmak için saatlerce uğraş veriyor sürücüler. Hatta zaman zaman altına ateş yakarak sorunu çözmeye çalışırlar, hayatlarını riske atarak… Kış mevsiminde çok rastlamışsınızdır bu manzaralara.  

En son önceki gece organize sanayi bölgesinde bir kargo şirketi bu yolla cayır cayır yandı, bir kişi hayatını kaybetti. Yaralananlar oldu, araçlar küle döndü.

Soğuklar dozunu her gün biraz daha artırırken son üç gündür birde fırtına, rüzgâr ve ayaz eklendi.  Gündüz hava sıcaklığı eksi 15 ise ayazla birlikte hissedilen sıcaklık eksi 30’lara kadar çıktı. Gece yaşanan ve hissedilen sıcaklığı zaten hiç hesaba katmıyorum.

Tüm bu yaşananlar esasen olağanüstü bir durumdur. Hiç bir insan evladının da bu soğuklara alışkın olması beklenemez. Hepimizde biliyoruz ki bu durum afet kapsamını gerektirir. Bizde biliyoruz ki bu durumda bile bizi bu kapsama almayacaklar. Doğalgaza indirim ya da sübvanse istesek bu teklifimiz de kabul görmeyecek.   

Sözün özü; her yıl binlerce insan bu kenti terk ediyor. Bu göçün sebeplerinden biri de zor doğa ve iklim şartlarıdır. Bu resme baktığınızda bizim değil devlete vergi vermek, devletin bize ‘iyi ki burada yaşıyorsunuz’ diye para vermesi lazım. Hadi biz tüm taleplerimizden öyle ya da böyle vazgeçtik, bari enflasyon canavarı altında ezilen şu asgari ücretlilere bir kolaylık tanınsın. En azından fakir fukaraya tanınan haklardan yararlansınlar.

Sosyal devlet olgusu herkese eşit şekilde işleşin. 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 04-02-2014
  
Yazarın Diğer Yazıları