Sevda Güneş

Ecdadın kemikleri sızladı!

07.02.2017 Sevda Güneş

Şu dilimizden hiç düşürmediğimiz liyakat kelimesi var ya şunu bir hayata geçirebilsek bu ülke güllük gülistanlık olacak.

 

Yıllardır tadilat gerekçesi ile kapalı tutulan Çifte Minareli Medrese’ye yapılan zulmü ecdat görse, alır balyozu eline o eseri yerle bir ederdi. “Ne lazım size ecdat yadigârı tarihi medrese, size çadır bile çok” derdi.

 

Gerçi ecdadın mezarından kalkıp bu tavrı göstermesine de gerek kalmadı. Aklı evvel biri aldı küreği girişti medresenin buz tutan borularına...

 

Ne yapsın? Getirir o esere boru döşerseniz bu karda kışta o boru buz tutar, çatıda biriken kar akacak yer bulamayınca temele doğru süzülür! Pürmüz tutacak hali yok ya, duvarlara vura vura kırmaya çalıştı dev buz kütlelerini. Vurulan her darbede ecdadın kemikleri sızladı.

 

Tarihi eserlerin tadilatı için ayrı, eserlerin önünü açmak için ayrı para harcadık. Ama gelin görün ki bir çatısını temizlemekten aciz kaldık.  

 

Gururla şehrin dört bir tarafına eserin minyatürlerini yaptık, aslını kendi haline bıraktık.

 

Koca koca borular gözümüzün önünde canım medreseye döşenirken, bu işin böyle yapılamayacağını gazetemizin sayfalarında anlatmaya çalıştık. Hatta “Tarihe Boru Döşediler” başlığı ile haberi manşet yaptık. Şehrin yöneticilerinden kimse umursamadı…

 

Medreseye sözüm ona tahliye kanalları yaptılar. Kışın kar, baharda yağmur sularının temellere zarar vermemesi için ancak suların yıkamadığını insanoğlu vura vura yapacak.

 

Elindeki kürekle buzları kırmaya çalışan, o canım sütunlara ardı ardına darbe indiren, tek başına koca tarihi esere sahip çıkan o güvenlik görevlisinin haline mi laf edeyim, yoksa koca bir eserin kimlerin umuduna bırakıldığına mı?

 

Sahi şu ota böceğe her şeye karşı çıkan ama asla tarihi eserlere sahip çıkmayan Anıtlar Kurulu ne iş yapar? O borular tarihi eserin kalbine gömülürken neredeydiler? Hadi medresenin iç bölümünde cam kapıyı PVC korumaları yuttunuz, şu borulara nasıl onay verdiniz?

 

Hiç mi kimse o borular döşenirken, “Kardeşim bu şehirde kış şartları ağır, borular buzla kaplanır, tahliyesi mümkün olmaz” demedi? Su değil ama insanoğlu o eseri her buz kırışında biraz daha öldürecek.

 

Allah aşkına bu saatten sonra ‘ecdadın izindeyiz’ diye ne ahkâm kesin ne de ‘tarihi değerlerimize sahip çıktık’ açıklamaları yapın. Elimizdeki en önemli esere yaptığımız muamele ortada. Bu ayıp birimizin değil hepimizin ayıbıdır.

 

Mehmet Tevfik Temiztürk adlı bir şair bizim tarihi eserlerimize bakışımızı şu dizelerle özetlemiş;

 

Gelenekleşmiş bir şey, önce terk edilirler,

Boşaltıldığı zaman, görmezden gelinirler…

Bunlar duyduklarımız, hep el değiştirirler,

Yağmurun altındadır, yıpranması sağlanır…

Taşınmaz her ne varsa, tarihi eser olur,

Formalite gereği, bekçi bulundurulur… 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 07-02-2017
  
Yazarın Diğer Yazıları