Sevda Güneş

En kutsal gün, en kutsal topraklar

14.08.2013 Sevda Güneş

Sizlerle bir süreden beri ayrı kaldık, benim için çok uzun zaman oldu. Ramazan ayının son haftası Umre’ye gittim, bu nedenle yazılarıma zorunlu olarak ara verdim. 11 ayın sultanı Ramazan ayının son on gününde istedik ki kutsal topraklarda olup, Kadir Gecesi’nin bereketini Kâbe’de yaşayalım. Allah nasip etti ve yılların hayali gerçek oldu. Ölmeden Mekke ve Medine’ye ayak basma şerefine nail olduk.

Gidenler bilir, oralar yaşanıyor anlatılamıyor. Bugün anlıyorum gerçekten en geçerli sözmüş bu. O nedenledir ki sizlere sadece birkaç şey söyleyebilirim o mübarek yerler için. Mekke’ye girdiğiniz an içinizi derin bir tövbe ve af isteme hissi kaplıyor. Renkli dünyanın sizi nasıl kandırdığını açık bir gözle görüyorsunuz. Gözlerden süzülen o yaşlar, işte o pişmanlığın verdiği hissin belgesi oluyor.

İlk defa Kâbe’yi görmenin heyecanı, şaşkınlığı ve mutluluğu anlatılır gibi değil. Kâbe kapısından girdiğiniz anda kafanızı yere eğip o muhteşemliği görene kadar sadece kalp atışınızı duyuyorsunuz. Tam önüne gelip kafanızı kaldırdığınız an karşınızda tüm heybeti ile duran Kâbe gözlerinizi öyle bir kamaştırıyor ki, diliniz tutuluyor, elleriniz adeta buz kesiyor. Binlerce farklı dile, farklı ırka sahip insanlar o topraklarda aynı dili konuşup aynı amaca yürüyor, eller aynı anda havaya kalkıp aynı anda Yaradan’a dua ediyor, af diliyor. Kimsenin kimseden üstün olmadığı, kimsenin kimseyi yargılamadığı, kimsenin kimseyi hor görmediği bu toprakların neden bu kadar mübarek olduğunu o an anlıyorsunuz. Din için, Allah için, şehit olan o sahabelerin, bu dini yaymak amacıyla neler yaptığını orada anlıyor ve dünyada Müslüman olup ama gereği gibi yaşanmadığını o an anlıyorsun. Pişmanlığına ne dualar, ne namazlar, ne de gözyaşları çare oluyor.

Ne açlık, ne susuzluk, ne uyku, nede yorgunluk hissediyorsun. Milyonlarca insan Mekke sıcağında ter döküyor ama kimsenin teri kokmuyor. Kâbe’den Allah’ın evinden ayrılırken bir yanda hüzün, diğer yanda başka bir sevinç duyuyor insan. Çünkü Allah’ın evinden ayrılırken Resulullah’ın (sav) evine misafir gidiyorsun. Mekke ve Medine arası yolculuk yaklaşık 5,5 saat sürüyor. Arabistan çöllerinde ilerlerken ara sıra deve çiftliklerini izleme fırsatı buluyorsunuz. Medine’ye girerken salat-ü selamlar dökülüyor dudaklardan. Medine huzurun kenti olarak biliniyor. Bölgenin en medeni şehri. Peygamber Efendimizin (sav) şehri. O ne güzel bir kenttir yarabbi, her yer gül kokuyor. Uhud Dağları’nın çevrelediği şehirde sanki her dağa özel ışıklandırma yapılmışçasına ruhani bir şekilde parlıyor. Meslek hayatım boyunca beklide ilk defa gazeteci gözü ile bakamadım o kutsal mekanlara, topraklara. Elbette baksak yönetimin bir sürü eksikliğini görebilirdik ama o kadar güzelliğin içinde o eksikler adeta nazar boncuğu gibi dururdu. Rabbim herkese, her isteyene bu güzellikleri görmeyi, bize de tekrar görmeyi ve hacı olmayı nasip etsin. 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 14-08-2013
  
Yazarın Diğer Yazıları