Sevda Güneş

Gülbeden Hanımın haykırışına kulak verin

10.06.2014 Sevda Güneş

Adı Gülbeden Kırzıoğlu aslen Karslı, 35 seneden buyana Erzurum’da yaşıyor. Çeşitli sivil toplum örgütlerinde gönüllü olarak görev almış. Ev hanımı olan Gülbeden Kırzıoğlu iki çocuk annesi.

Bu kadar bilgiyi şunun için verdim. Öğle saatleriydi, mor bir kıyafetle göğsünde ay yıldız broşlu bir hanım girdi gazeteden içeri. “ Beni dinleyin konuşmak istiyorum geceden beri hiç uyumadım, yetkili kim ona konuşmak istiyorum” diye haykırıyordu.

Bir anda bizde neye uğradığımızı şaşırdık, aldık hanımı bir yere oturtup derdinin ne olduğu anlamaya çalıştık. Çantasından bir Türk bayrağı çıkardı ve “işte benim derdim bu” dedi. Türkiye sınırları içinde direkten bayrak indirildi daha ne olsun diyerek ağlamaya başladı.

Ne sakinleştirirdi ki onu, o konuştu biz dinledik:

“Sabaha kadar hiç uyumadım kızım, elimde telefon tüm haber kanallarını aradım. Bunlara kim dur diyecek diye sordum ama hiç biri beni dinlemedi. Belli korktular, küfür edeceğim sandılar. Hayır, benim derdim bu durumdan nemalanmak değil. Benim derdim ülkem, bayrağım. Bu olaylar belli kasıtlı yapılıyor bunu anlıyorum ama bir birey olarak hiçbir şey yapmadan duramam, bu kadar sabır ancak Peygamberlerde olur. Türkiye üzerinde oyunlar oynanıyor. Önce çocuklar kaçırıldı dediler, anneler eylem yaptı. Onlara da üzüldük ama bana göre buda bir oyunun parçası. Bugüne kadar kaç asker kaçırıldı neden ses çıkaramadık. Bu ülke bize emanet o indirilen bayrak şehit kanı ile boyalı, bir anne bir Türk kadını olarak kendimde sorumluluk hissediyorum. Lütfen bunun hesabı sorulsun. Taviz tavizi doğurur, bugün çocuk o der susarız yarın ülke elden gider”  

Üzüntüsü o denli derindi ki hiçbir teselli kâfi gelmedi. Sebebi her ne olursa olsun, ister açılımı provoke ediyorlar deyin ister hükümete komplo.

Yüreklerde açılan yara derinleşiyor. İnsanlar Bingöl, Muş ve Diyarbakır etrafındaki karayollarında seyahat edemiyor. Yollar örgüt yandaşlarının elinde. Pusula Gazetesi yaklaşık bir haftadır Bingöl ve Muş’a YAYSAT tarafından ulaştırılamıyor.

Film izler gibi insanlar bu görüntüleri izliyor. Kandan beslenen terör istiyor ki bu yollar kan gölüne, ceset tarlasına dönsün. Hatta iç savaş çıksın.

Kışladan içeri girenleri havaya ateş açarak durdurmaya çalışan nöbetçi askere belki kızabilirsiniz. ‘Neden o bayrağı indireni vurmadın’ diyebilirsiniz. Ancak Türkiye’de işler başka türlü yürüyor. Eğer o gün orada kurşun adres sorsaydı bugün iç savaşın tohumları atılmış olacaktı. Olayı tezgâhlayanların da istediği tam da bu idi.  

Peki, durup böyle beklenecek mi? Tabii ki hayır, neyin açılımı yapılıyorsa yapılsın tüm bu yaşananlar Türkiye Cumhuriyeti topraklarında meydana geliyor. Hükümet derhal olaya el koymalı. Zira bu olay Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden de Hükümete darbe girişiminden de mühim bir durumdur. Bugün Gülbeden Hanım isyan etti, yarın tüm Türkiye ayaklanacak ve terör ile beslenen dış güçler emellerine ulaşacak.

Türkiye güçlü bir devlettir. Kan ile alınan bu toprakların bir karışına helal gelmez. Güneydoğu’da yaşananlara gelince, bu onların ne ilk ayaklanması nede son olacak. Herkesin bir hesabı var ama Allah’ında bir hesabı var.

Provokatörler iş başında

Bu satırları kaleme alırken gizli bir el tarafından yönlendirilen terör yandaşları bu kez Erzurum’u birbirine kattı. Tarihinde ilk kez Mahallebaşı semtinde devlete ait banka şubelerini ateşe veren göstericiler yol kapatıp kimlik kontrolü yaptılar. Polisin müdahalesi ile dağıtılan guruptan çok sayıda kişi gözaltına alındı. Şehrin hassasiyetlerini iyi bilen kan emicilerin tüm arzusu binlerce yıldır birlikte yaşayan halkı karşı karşıya getirip iç savaşın fitilini Erzurum’da ateşlemek. Neyse ki terör yandaşlarının bu hevesleri sağduyulu hemşerilerim sayesinde dün kursaklarında kaldı. Ama acilen tedbir alınmaz ise yarın için kimse garanti veremez.   

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 10-06-2014
  
Yazarın Diğer Yazıları