Sevda Güneş

Hani dere geçerken at değiştirilmezdi?

06.09.2016 Sevda Güneş

Kısa bir iznin ardından yeniden merhaba sevgili okurlar. Şairin dediği gibi, nereye gidersen git eğer dolu kafanı da yanında götürüyorsan gitmelerin pek anlamı kalmıyor.

 

 

 

Zor bir süreçten geçen ülkede nereye gidersen git, hep aynı gündemle güne merhaba diyorsun. Gittiğin her yerde insanların tartıştığı, konuştuğu her şey ülkenin diğer illerinde konuşulanlar ile aynı.

 

 

FETÖ operasyonları, şehit cenazeleri ve her ne kadar haber bültenlerinin gündeminden düşse de İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın istifası hemen her kesimin konuştuğu, tartıştığı başlıklar.

Yapılan FETÖ operasyonlarında ortaya çıkan en önemli unsur o ilin kafa işadamlarının bu örgüt mensubu olması ve iş adamlarının bağışladıkları himmet paraları. Aynı işadamlarının evlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen ve milyonları bulan, kaynağı belli olmayan paralar…

 

 

 

Türkiye’nin şirin ilçelerinden biri olan Nazilli’de bir iş adamının evinden tamı tamına 170 milyon Türk Lirası ele geçirildi. İlçede birkaç iş adamı haricinde çoğunun FETÖ ile bağlantılı olduğu tespit edildi. Birçok iş yerine mühür vuruldu. Varın Büyükşehirlerdeki durumu da siz hesap edin.

 

 

Yolumun düştüğü İzmir, Aydın, Denizli ve Antalya’da da durum farklı değildi. Erzurum’dan Denizli’ye tayin olan Vali Dr. Ahmet Altıparmak’ı da ziyaret etme fırsatım oldu.15 Temmuz darbe gecesi vatandaşın kanını dökmek için hazırlanan komandolara set olan ve darbenin seyrini değiştiren Vali Altıparmak, ilde sayısız FETÖ operasyonu gerçekleştirmiş. Tekstil şehri Denizli’ye bugüne kadar hiç dokunan olmamış. Vali Altıparmak göreve başlar başlamaz FETÖ’nün üzerine kararlılıkla gitmiş ve adeta hainlerin korkulu rüyası olmuş. Üzerimde kalmasın, Sayın Altıparmak’ın tüm Erzurum’a selamı var.  

 


 

Doğu ve Güneydoğu’da devam eden terör saldırıları ve bu saldırılarda şehit olan evlatlarımız her kesimin canını yakıyor. Ve Türkiye topyekûn ülkeyi canı pahasına koruyan kınalı kuzulara dua ediyor.

 

 

Tüm bunlar yaşanırken İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın görevinden ayrılması geçen haftanın en önemli gündemi oldu. Bende son dakika haberini aldığımda Antalya’da akşam yemeğindeydim.  Şehirde oldukça popüler olan restoran bir anda buz kesti. Herkes televizyondaki haberlere dikkat kesildi ve neler olduğunu anlamaya çalıştı.

 

 

Bir süre sonra sosyal demokrat olduklarının altını çizen vatandaşlar bile aynı şeyi söylemeye başladı:  Bu istifa FETÖ’nün ekmeğine yağ sürer. 17-25 Aralık darbe girişiminden buyana Cumhurbaşkanının arkasında duran ve cemaatin terör örgütü olduğuna inanan, ülke kaosa sürüklenmesin diye canını ortaya koyan bu adam, bugün böyle gitmemeliydi. Hatta ‘Erzurumlular şimdi meydana iner ve ALA’ya sahip çıkar’ yorumları bile yapıldı.

Efkan ALA’nın kimliği, duruşu ve dürüstlüğünü o gece entel dediğimiz ve asla hiçbir şekilde AK Parti seçmeni olmayan,  kulağında küpesi, boynunda dövmesi olan birinden dinlemek bir gazeteciden ziyade bir hemşehrisi olarak benim daha fazla duygulanmama neden oldu.

 

 

Peki, ne olmuştu da dere geçilirken at değiştirilmişti?

 

 

Olay Cumhurbaşkanının dile getirdiği gibi performans sorunumuydu, yoksa işin içinde başka işler var mıydı?

Elbette vardı.

 

 

Efkan Ala’nın düz bir siyasetçi olması ve tek tip duruşu, sorundu…

Her ne kadar İçişleri Bakanı olsa da Emniyet Genel Müdürü ile anlaşamaması sorundu...

 

 

Bazı bakanların ‘uyumsuz’ diyerek arkasından yürüttüğü kampanyalar sorundu...

 

 

Operasyonları yaparken kanunda açıklık olmasın diye sağlam iş çıkarmaya çalışması sorundu...

 

 

Yani Sayın Ala’nın gidişi tek bir nedene bağlı değildi. Ortada birçok neden vardı. Bunlar konuşulan nedenler, işin aslını ise bugün yarın öğrenmemiz imkânsız gibi…

 

 

Ancak bilenen tek şey var. Oda 17-25 Aralık darbe girişimine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘bunlar terör örgütü’ tezine bir tek o inanmıştı. O günden sonra en kilit noktalara güvendiği Erzurumluları getirerek meydan savaşına O girmişti.

ALA’nın arkasından yazılıp çizilenlere Cumhurbaşkanı net cevap verdi, “Ona bir zanda bulunmak benim de Sayın Başbakan’ın da haddine değildir” dedi.

 

Yüreklere su serpti.

 

 

Tüm Türkiye bu gidişte vefa aradı.

 

 

Biz Erzurumlular ise neden böyle oldu diye kendi kendimize sorduk ama onu oraya getiren iradeye neden diye soramadık, gönül koyduğumuzu ve her şartta ALA’nın yanında olacağımızı haykıramadık.

 

 

Herkes gibi bizde bekledik, ne zaman Sayın Cumhurbaşkanı Efkan Bey’e söylemde sahip çıktı, bizde o saatten sonra başladık görüş bildirmeye. Ancak atı alan Üsküdar’ı geçmişti.

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 06-09-2016
  
Yazarın Diğer Yazıları