Sevda Güneş

Kadına ölüm!

29.08.2013 Sevda Güneş

Ülkemizde günde üç kadın eşi tarafından ya öldürülüyor ya da şiddet görüyor. Son 5 yılda değişik illerde yaşayan 150’ye yakın kadın, eşi tarafından ölümle tehdit edildiği için koruma talep etmiş ancak bunların birçoğuna koruma verilmemiş. En son Diyarbakır’da eşi tarafından pompalı tüfekle kurşun yağdırılan 33 yaşındaki Nilüfer Türkoğlu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına can güvenliği bulunmadığı gerekçesiyle koruma talebinde bulunmuştu. Savcılık gerekli görmediği için koruma vermedi ve 2 çocuk annesi Nilüfer Türkoğlu diğer hemcinsleri gibi kör kurşuna kurban gitti.

Yıllarca kadına şiddettin merkezi doğu olarak bilinirdi, oysa son yıllarda batıda yaşanan olaylar gösterdi ki şiddetin adresi yok. İşsiz kalan, canını sıkan, kendisini terk eden, ya da aldatan kadınlar, kocaları tarafından cezalandırılıp yaşamlarına son verilir oldu.

Kadına şiddet uygulayanlara verilen cezalar ne yazık ki hala caydırıcı düzeyde değil. Defalarca can havli ile en yakın karakola sığınıp mahkemelik olan kadınların eşlerine eve yaklaşmama, kadına dokunmama gibi komik cezalar veriliyor. Birde şunu merak ediyorum, acaba bir kadına koruma vermek için nasıl bir tehdit oluşması gerekiyor.

Eşini öldüren koca birkaç yıl ceza yatıp hayata kaldığı yerden devam ediyor. Ölen öldüğü ile kalıyor da ‘peki bu ailelerden geriye kalan çocuklar ne oluyor ‘derseniz ben söyleyeyim. Psikolojileri bozuk, şiddete eğilimli gençler olarak toplumdaki yerlerini alıyorlar. Bugün eşine şiddet uygulayan kocaların bir çocuğunun hayat hikayesi hep birbirine benziyor.

Evlenirken resmi nikah için çiftlerden sağlık raporu isteniyor. Bu raporda aslında tek bir şeye bakıyorlar, kan uyuşmazlığı var mı, yok mu? Geldiğimiz nokta gösteriyor ki aynen silah ruhsatında olduğu gibi çiftlerin birde psikolojik testten geçmesi gerekiyor.

Evlendikleri andan itibaren kadını tapulu malı gibi gören zihniyete anladığı dilden konuşmak lazım ama şimdi bunları yazarsam benimde bir testten geçmem gerektiği düşünülebilir.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in bu konuda attığı önemli adımlar var ama hala yeterli düzeyde değil. Yüzde 99’u Müslüman bir ülke olan Türkiye’de kadına yapılan şiddete bakınca bu oranın gerçeği yansıtmadığını düşünüyor insan.

Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen bir kavime karşı, kızını başına taç yapan bir Peygamberin ümmeti olan bizler, Allah’ın emanet olarak erkeğe gönderdiği kadınları diri diri yakacak kadar gözümüz dönmüş. Bu tip kişilere insan vasfını bile yakıştırmak güç.

Haber bültenlerinde, gazetelerde çarşaf çarşaf her gün bir kadına yapılan şiddeti izliyoruz. Fakat bu işlere bir türlü çözüm bulamıyoruz. Biz hala ‘hamile kadın sokağa çıkmasın ayıp, günah’ açıklamaları ile uğraşıyoruz.

Her geçen gün insanlık unsurlarımızdan biraz daha uzaklaşıyoruz. ‘Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın’ felsefesini kendimize şiar edindiğimiz sürece, göreceğimiz tek şey daha karanlık bir ülke olacağımızdır. Şu aydın diye geçinen bazı zevatlar, din adamlarının açıklamalarını lastik gibi çekip uzatacağına ülkede kanayan şu yaraya mehlem olsalar olmaz mı? 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 29-08-2013
  
Yazarın Diğer Yazıları