Sevda Güneş

O Hastane…

10.05.2017 Sevda Güneş
Hastanenin yapımı sırasında dev inşaat şantiyesi ile ilk kez karşılaşmıştım. Yenişehir girişinde yapımına başlanan hastanenin, sadece hafriyat çalışması aylar sürmüştü.

 
Herkeste bir merak, iş makinelerini gören sanırdı ki Erzurum’a onlarca fabrika yapılıyor. Bacası olmasa da algı aynen öyleydi. İnsanlar her gün inşaat alanına gidiyor, çalışmaları yakından izliyordu.

 
Dev bir hastane geliyor duyumları şehirde efsane haline gelmişti. Abarttığımı sanıyorsanız inan yanılıyorsunuz. Ortaokulda öğretmenimiz tüm sınıfı o inşaat alanına götürmüştü.

 
Tuhaf bir şeydi, niye gitmiştik? Bizim o inşaat ile ne alakamız vardı? Bilmiyorum ama işte o hastanenin yapılışı şehirde böylesine önemseniyordu.
 
 
Yıllar geçti, biz büyüdük orta yaşa geldik. O kadar önemsenen bina aslında sadece bir hastane binasıydı. Ama dedim ya hastanenin yapılmasından ziyade alanın temizlenmesi yıllar sürmüştü. Sizin anlayacağınız o yıllarda milyonlar vatandaşın gözünün önünde toprağa gömülmüştü, hem de ne gömülme.

 
Başta askeri hastane olarak yapılan binaya öyle bir proje hazırlanmıştı ki dünya savaşına hazırlık gibiydi. Hastane olası afet ve savaş durumunda kullanıma sunulacaktı. Koridorlar gereğinden geniş tutuldu, gerek görülürse koridorlarda da hasta tedavisi yapılabilecekti.

 
Yılar yılı süren hastane sonunda bitti. Ortaya devasa bir bina çıktı. Milli Savunma Bakanlığı, “Bu bina bize çok fazla, ihtiyacımız yok” deyip kamuya devretti. Atatürk Üniversitesi hastaneyi ortada bırakmadı ve hemen devraldı. Dönemin Cumhurbaşkanı’na jest olsun diye adını Süleyman Demirel Tıp Merkezi yaptı ve mevcut Araştırma Hastanesi’nin ek binası olarak hizmete sundu. Ana binadan daha büyük olan ek bina, hiçbir zaman gereği gibi kullanılamadı. Koskoca alan zayi ziyan edildi. Bırakın milyonların uçup gitmesini her yıl milyonların üstüne milyonlar harcandı.

 
Süleyman Demirel Güniz sokağa çekildi. Hastanenin ismi de değişti. Belki bu devasa giderlere dayanabilseydi bugün ismi Recep Tayyip Erdoğan olacaktı. Sonunda anlaşıldı ki keramet isimde değildi. Gereksiz bir yatırımdı ve kaderine terk edildi.

 
Palandöken ilçe sınırları içindeki hastane, yıllardır çürümeye terk edilmiş durumda. Yapmak bir dertti, şimdi yıkmak bin dert oldu.

 
İnşaat firmalarının iştahını kabartan ama kimsenin yıkmaya cesaret edemediği bu binanın kaderinin ne olacağı hala belli değil. Parsel parsel ucundan bucağından arazisi kamuya devrediliyor.

 

Her ne yapılacaksa Allah aşkına biran önce yapılsın da şehir bu ucube görüntüden kurtulsun. Ancak eski yönetimlerin hatasına lütfen düşmeyin. Milyonların gömüldüğü bu alanı yeni bir mezarlık haline getirmeyin… 

 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 10-05-2017
  
Yazarın Diğer Yazıları