Sevda Güneş

Ömer Usta farkı…

25.06.2013 Sevda Güneş

Erzurum hafta sonu siyasetin merkezi oldu. İstasyon Meydanı’ndan liderler dünya ya mesajlar verdi. Hem Erzurumlular, hem de gazeteciler bir hayli yorgun bir hafta sonu geçirdi. Dün geçmişte kaldı bizim önümüze bakalım.

Uzun zamandan beri gitmeye niyetlendiğim ama bir türlü gidemediğim bir köfteciye yolumuz düştü.

14’üncü evlilik yıldönümümüz de eşim Cihat İncesu beni yemeğe davet etti. Akşam yemeği için Bosna Caddesi üzerinde bulunan küçük ama sevimli bir mekana Ömer Usta’ ya gittik. Butik restoran tarzında dizayn edilmiş restoranın yan tarafından bahçe kısmı da vardı ama hava soğuk olunca içerde yemek yemeği tercih ettik. Aynı tip kıyafetleri giyen garsonlardan biri yanımıza geldi ve siparişimizi aldı.

Yemek öncesi masaya aperatifler geldi. Erzurum’un meşhur civil peyniri, çeri domates, salata, tursu tabağı. Biz aperatifleri yerken ana yemekte beklemeden masadaki yerini aldı. Servis son yıllarda Erzurum’da gördüğüm en iyi servislerden biriydi. Ana yemeklerin ardından biz tam tatlı menüsünü istemeye niyetlendik ki, garson elindeki tatlı tabağını masaya bırakarak ‘restoranımızın ikramıdır’ dedi.

Herkes sever mi bilemem ama ben pek beğenirim irmik tatlısını. İrmik helvasını çikolata sosu ile marine eden işletme, tatlının yanında mevsim meyvesi olarak kiraz da ikram etti.

Ben önce bize özel bir durum gibi düşündüm. Fakat bir süre sonra işletme sahibi ile sohbet edenice restoranın genel menüsünün bu olduğunu anladım. Genç işletmeciye bu işe ne zaman başladığını sorduğum da ise tam anlamı ile şok oldum. Zira müessese sahibinin restorancı bir geçmişi de yokmuş. Aksine bugüne kadar inşaat işleri ile meşgul olmuş. Hiçbir restorandan esinlenmemiş, bilakis kendi konseptini yaratmış.

Sohbete devam edip çaylarımızı yudumluyorduk ki, birden masamıza bir sepet içinde rengarenk bozuk para cüzdanı uzatıldı. Burada adettenmiş, her hanıma bu cici cüzdanlardan hediye edilirmiş, şaşkınlığım birkaç kat arttı.

Şimdi ‘tüm bunlarda ne var?’ diyebilirsiniz. Emin olunki çok şey var. Yemek için gittiğiniz restoranın şık ve dekorasyonundan ziyade, hizmettir esas olan. Erzurum’un diyebilirim ki, hemen hemen bütün restoranlarında, lokantalarında yemek yemişliğim vardır, birçoğunuz gibi. Açıldıkları ilk yılda her şey iyidir ama bir süre sonra ya yediğiniz yemek bozulur, ya da hizmet aksar. Defalarca garsonu çağırmak adettendir mesela. Ekmek biter, bir garsonda fark etmez, hep siz istemek zorunda kalırsınız. Kuzu eti der, size dana eti hizmet ederler. Yemek yanında gelen şeyin adı salatadır ama ne yağı olur ne limonu. Domates ve salatandan başka bir şey değildir yediğiniz.

Her gittiğiniz yerden çıkarken bir daha gelmeyelim dediğiniz çok olur ama fazla seçenek olmadığı için gelen misafirlerinizle mecbur bir kez daha gidersiniz. Her işletme bir diğerinin kopyasıdır. Bir çağ kebapçı, tavuk dönerci, ne bileyim dönenci açılır ardından aynı cadde üzerinde. Birbirinin aynı işletme, başka bir isimde aynı konsepte hizmete girer. Keyifle girdiğiniz yerden sinir küpü olarak çıkarsınız ve üzerine bir de pahalı fatura ödersiniz. Tabi bunları söylerken bazı özel işletmeleri elbette kastetmiyorum ama geneli böyledir.

Garsonlarda diyalog hiç yoktur. Masaya tabak bırakırken bile o sert mizaç kendini gösterir. Oysa batıya çok uzağa gitmeye gerek yok, Karadeniz’de öylemidir? Garson sizinle öyle bir diyalog kurar ki, yedikçe yiyesiniz gelir. İşte bunları alt alta koyunca Ömer Usta farklı hizmeti ve uygun fiyat anlayışı ile bir çırpıda dikkatimi çekti.

Gazete reklamından bildiğim işletme neredeyse ikinci yılını dolduruyormuş. İlk gün nasıl başlamış ise bugünde aynı konsept üzerinde ilerliyor. Umarım hep böyle devam eder ve Ömer Usta gibi işletmelerin sayısı artar.  

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 25-06-2013
  
Yazarın Diğer Yazıları