Sevda Güneş

ÖNEMLİ TAVSİYE…

26.12.2014 Sevda Güneş

Başbakan Davutoğlu’nun son dönemde yaptığı açıklamalar kendi teşkilatları açısından bir uyarı niteliğinde. Şunun şurasında seçimlere az bir zaman kaldı. Genel seçimlere AK Parti Ahmet Davutoğlu liderliğinde girecek.

 

 

AK Parti seçmeni ilk kez Recep Tayyip Erdoğan’a değil, direk olarak Davutoğlu liderliğindeki partiye oy verecek.

Şüphesiz Erdoğan takviyesi bu seçimlerde kendini gösterecek. Ama gerçek şu ki Ahmet Davutoğlu sahada lider olarak kendini test edecek.

 

 

Erdoğan’ın aksine daha ılımlı bir siyaset güden Davutoğlu, her ne kadar zaman zaman üst perdeden konuşmalar yapsa da asla sert bir üsluba sahip bir lider değil.

 

 

Seçim meydanlarında genel yapısının dışında bir imaj çizer mi bilinmez ama her defasında altını çizdiği konulardan öyle anlıyoruz ki işi asla şansa bırakmayacak. Zaten bırakma lüksü de yok.

 

 

Bugün AK Parti sadece hükümet anlamında değil yerel yönetimlerde de iktidar partisi konumunda. Genel seçimlerde parti teşkilatlarının yanı sıra mevcut belediye başkanlarına da çok büyük görevler düşüyor.

 

 

Seçmen bu dönemde yapılanları da yapılmayanları da bir tarafa not ediyor. Bunun son derece farkında olan Başbakan Davuoğlu, belediye başkanlarına seslendi ve tarihi sayılabilecek bir tavsiyede bulundu.

 

 

Başbakan  "Şehre hükmetmeye kalkmayalım, şehre otorite kullanmaya kalkmayalım. Özellikle belediye başkanlarımıza söylüyorum. Önce şehrin talebesi olalım. Diz çökelim onun önünde" dedi.

 

 

Bu sözler başkanlar açısından çok önemli olmalı. Bu sözler ‘öyle hadi kürsüye çıktım katılımcılara üç beş laf edeyim’ diye saf edilmiş sözler değil. Son derece irdelenmesi gereken sözlerdir. Sadece AK Parti’li değil tüm belediye başkanlarının üstüne alınması gereken bir tavsiyedir bu. Vatandaşın yetkisi ile beş yıllığına koltuğa oturanlar asla o şehri babasının çiftliği sanmamalı, ‘ben yaptım oldu’ dememelidir. Öyle diyenlerin de sonları zaten ortada.

Belediye başkanlığı, Başbakanlık kadar önemli bir mevkidir. Zira bir daha göreve gelemeseniz bile o şehirde yaptığınız çalışmalarla iz bırakırsınız. Siz gitseniz bile bıraktığınız eserler isminizi hep yaşatır. Gelen nesiller sizi daima anarlar.

 

 

Ancak oturduğunuz koltuğu güç görürseniz, ‘siz ne anlarsınız, her şeyi ben bilirim’ edasına girerseniz siz tarih yazmazsınız ama tarih illaki sizi yazar.

 

 

Bu bağlamda hatırımda kalan bir bilgiyi paylaşmak isterim. Gezi olayları sırasında gazetecilerin takip ettiği bir haber sitesinde bir dönem Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın basın danışmanlığını yapan sevgili dostum gazeteci Yazar Ahmet Tezcan’ın haberi vardı. Ahmet Tezcan’ın oğlu gezi parkına gittiği için haber olmuştu. Tabi baba AK Partili olunca evladın hareketi manşete değerdi. Ahmet Tezcan’ın cevabı ise moda tabirle on numaraydı. “Ben onun sahibi değil, babasıyım”

 

 

Ne kadar derin bir sözdü. Doğru, o sadece onun babasıydı, sahibi değildi. Haliyle en fazla onun için iyi olanı yapar, gerisine hükmedemezdi.

 

Nedense Başbakan’ın açıklamasını dinlerken bu söz geldi hatırıma. Siyasi vesayetle göreve gelenler, siz bu ülkenin yürümesini sağlayan mekanizmalarsınız. Asla ülkenin de şehrin de sahibi değilsiniz. Ülkelerin sahipleri halktır, sizde onların vekili. 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 26-12-2014
  
Yazarın Diğer Yazıları