Sevda Güneş

Ramazan ve alışkanlıklarımız…

09.07.2013 Sevda Güneş

Türkiye’nin neresine giderseniz gidin asla Erzurum’da aldığınız Ramazan hazzını başka bir yerde alamazsınız. Zira yanan minare mahyaları, fırınlarda yumurtalı, susamlı pide kuyruğu, teravih namazı telaşı ve iftar menüsü hiçbir yerde bu kadar itina ile hazırlanmaz.

Tüm bu güzelliklerin yanı sıra hiçbir yerde sudan sebeplerle bıçaklar çekilmez. ‘Yol vermedin’, ‘yan baktın’, kadayıfta, pidede ‘sıramı aldın’ kavgası yine başka şehirlerde yaşanmaz. Başka illerde iftara 5 kala eve yetişme derdine girip iftar sofrası yerine karakola gidenler olmaz. ‘Oruç yedi’ diye hiç tanımadığı insana dayak atana başka hiçbir yerde rastlanmaz.

Bir ay boyunca Erzurum’da yaşananlar hep bunlardır ve ne kadar yıl geçerse geçsin gelenek asla değişmez. Oysa Ramazan bolluk, bereket, sabır ve mağfiret ayı değil midir? İnsanın nefsine gem vurduğu, tüm günahlarının affı için ağladığı, 11 aydan daha hayırlı bir ay değil midir? Mesele sadece aç kalmak değildir. Her şeyi hoş görme, ruhu temizleme ayıdır Ramazan.

Erzurum’da her çocuk çok erken yaşta oruçla, teravih namazı ile tanışır. Erzurum’da İslam’ın şartlarından biri olan oruç eksiksiz uygulanır, bir aylıkta olsa herkes namaza başlar. Belki teşbihte hata olur ama öyle bir duruma gelmiştir ki Ramazan algısı, bu kentte dini bir vecibeden ziyade gelenek olmuştur. Oruç tutan herkes Müslüman, tutmayan gayrimüslim muamelesi görür. Allahın tanıdığı kolaylığı bilmez gibi davranır insanlarımız. Hiç düşünmez ki, bunun seferisi var, hastası var, özürlüsü var. Bu şartlar bu kentte hep yok sayılır.

Erzurum’da oruç tutmak değil, tutmamak zordur. İşte bu mahalle baskınsındandır ki, iftar sonrası hastanelerin acilleri ilacını zamanında alamadığı için komaya giren insanlarla dolar taşar.

Gelin bu Ramazan tüm bunları bir kenara bırakılım. Biz kendi orucumuzun hakkını verelim. Rabbimin sunduğu tüm güzellikleri en derin duygularla yaşayalım. Bırakılım kimin ne yaptığını bir kenara, fırında, trafikte, yolda, evde, kavga etmeyelim. Camide yer kapma yarışına girmeyelim. Akrabalarımıza gösteriş yapacağız diye iftar sofraları donatmak yerine, hiç tanımadığımız insanları, fakirleri evimize davet edelim. Sadakalarımızı ve zekatlarımızı hakkı ile verip insanların işine yaramayacak kuru gıdalarla geçiştirmeyelim. Hatimlerde Kur-an’ı Kerim dinlemek yerine dedikodu yapmayalım. Ve lütfen artık Ramazan gelince şu şehri hayalet kent durumuna düşürmeyelim.

Bırakalım orucunu tutamayan, tutmasın. Hastalar için seferiler için açık birkaç lokanta olsun artık. Bir kez daha Ramazana ulaştıran rabbimize şükredip, bu güzel ayı en güzel şekilde ağırlayıp uğurlayalım. 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 09-07-2013
  
Yazarın Diğer Yazıları