Sevda Güneş

Yiğidi öldür ama hakkını yeme…

04.03.2014 Sevda Güneş

Sabah saatleriydi, Erzurumlu bir hemşerimiz geldi ziyaretimize. Uzun süredir devam eden Cemaat-Hükümet kavgasını izliyormuş. Gazetelerde Başbakan’ın dünkü mitingine dair haberleri gösterdi bana, sesi titriyordu. Hani dokunsan ağlayacaktı, kendisini dinleyecek yada anlayacak birini arıyordu. Çok geçmeden konuya girdi ve gözlerinde zorla duran yaşlar akmaya başladı.

Sevda Hanım dedi; benim bir zamanlar işlerim çok iyiydi. Ülkede devalüasyon oldu. Ben o yıl varımı, yoğumu kaybettim. Henüz yeni doğan küçük kızım hasta oldu. Hastaneye götürdüm, BAĞ-KUR’umu yatırmadığım için sağlık hizmeti alamadım. Benden 15 lira istediler, cebimde meteliğim yoktu. Küçük kızımın derdine derman olamadım. Hiç bir doktor kızımı muayene etmedi. Evladım hayatını kaybetti. Küçük kızımı da kendi ellerimle mezara koydum.

O dönem Sağlık Bakanı Erzurumlu hemşerimiz Recep Akdağ oldu. Bir abimiz beni Akdağ ile görüştürdü. Yaşananları ona anlattım, Bakan Akdağ Ankara’ya döndü ve bir süre sonra çocukların sağlık hizmetlerinin ücretsiz yapılacağı açıklandı. 0 günü hiç unutmamam, ben kızımı kaybettim ama onlarca çocuk bu sistem sayesinde kurtuldu.

O hayatının gerçeğini bir hikaye gibi gözyaşları eşliğinde anlattı. Ben o yıllarda hastanede rehin kalan insanları hatırladım. Bu konuya dair yüzlerce haber yapmıştım.

Ben hafızamı yoklarken o sözlerine şimdi diye devam etti. “Ben çarpık sağlık sistemine evladımı kurban verdim. Benim gibi binlerce insan var. Şimdi hastaneye gidiyorsunuz, doktor seçiyoruz, sıra beklemiyor anında eczanelerden ilacımızı temin ediyoruz. Erzurum, Ankara tarafından unutulmuş bir kentti. Ama şimdi sağlık alanında en az Ankara kadar iyiyiz. Haydi siz söyleyin Sevda Hanım, benim elim başka bir partiye oy vermeye gider mi? Değil cemaat, değil paralel yapı için beni asmaya götürseler ben bildiğimden geri dönmem” dedi.

Yüreğindeki acı ile bugünün siyasi portresine bakmaya çalışan hemşerim, yüzbinlerin sesini yetkili mercilere ulaştırmayı başarmış ama en önemlisi yaşanan büyük acılara çare olmuş. Bugünde yaşananlardan kendine pay çıkarmış ve kapı kapı gezip bildiklerini herkese anlatmaya karar vermiş.

Onu dinlerken dedim ki kendi kendime; kim ne derse desin Erzurum insanı vefalıdır. Her ne kadar zaman zaman değiştik, vurdumduymaz olduk, vefayı unuttuk diye serzenişte bulunsak ta, özümüz aynı. Oysa yapılanlar devletin asli görevleri arasında. İyi bir sağlık sistemi için para vermiyor muyuz? Evet, ama ilk defa adam gibi hizmet görünce de hakkını vermeliyiz diye düşünüyoruz. İşte biz vatanımızı devletimizi böyle seviyoruz.

Hükümetin onlarca eleştireceğiniz yönü olabilir ama bazı hizmetler var ki asla ve asla inkâr edemeyiz. Sağlık ve ulaşım bunların başında geliyor. Tek bir kişinin hikâyesi değil bu yazılanlar. Onlarca insan hastane kapılarında hayatını kaybetti, parası olmadığı için oradan oraya sürüldü. İlaç ve maaş kuyruğunda kaç emekli can verdi. Körü körüne yandaşlık ne kadar tehlikeli ise sırf muhalefet olmak için çaba harcamakta o kadar yanlıştır.

Yiğidi öldür ama hakkını yeme. 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 04-03-2014
  
Yazarın Diğer Yazıları