Sevda Güneş

Düğmeye kim bastı?

10.10.2013 Sevda Güneş

Bayram üzeri Köprüköy’den gelen acı haber hepimizin canını yaktı. Gencecik bir öğrenci eğitim gördüğü okulun pansiyonunda binmek istediği asansörün kapısı aniden kapanınca duvar ile kapı arasında sıkışarak feci şekilde can verdi.

Öğrenciler 17 yaşındaki Sezer Yavuz’u kurtarmak için dakikalarca çabaladı ama olmadı. Neden sonra öğrenci sıkıştığı yerden kurtarıldı, fakat tüm çabalar genci yaşatmaya yeterli gelmedi.

Olayın ardından Erzurum Valiliği bir basın açıklamasında bulundu. Olayın oluş şeklini ve sonrasında yaşananları anlatan açıklamada, öğrenicinin normalde kullanmaması gereken yük asansörünü kullandığını ve kapıların bilinmeyen bir nedenden dolayı kapandığının altı çizildi. Sezer’i hastaneye pansiyon görevlilerinin götürdüğü, olayla ilgili soruşturma açıldığını belirtildi.

Bu açıklamadan benim anladığım ‘öğrenci yük asansörüne bindiği için kusurludur. Ama soruşturma açıldı, olay her yönü ile araştırılacaktır’ açıklaması bazı soruları aklımıza getirdi.  

Şüphe yok ki böylesi bir durumun yaşanmasını kimse istemezdi. Ancak tek kusurlu o asansöre binen ve bir hiç uğruna hayatını kaybeden Sezer değildir herhalde. Öğrencilerin iddiasına göre bahse konu asansör uzaktan kumanda ediliyordu. Eğer öyleyse asansörün hiçbir şekilde o saatte hareket etmemesi gerekirdi. Hareket etti ise o kumanda düğmesine kim bastı?

Akşamın o vaktinde pansiyonda nöbetçi olan öğretmenler, çalışanlar neredeydi? O saatte mutfak niye açık ve öğrenci niye çay demlemek zorunda kalıyordu? Bunların her biri iyice araştırılmalıdır. Asansörü yapan firmadan tutunda, o gece nöbetçi olan herkes soruşturmadan geçirilmeli, kimse zan altında bırakılmamalıdır.

Zira çok değil bundan 5 veya 6 sene evvel Karaçoban Yatılı Bölge Okulu’nda bir öğrenci kalp krizi geçirip hayatını kaybetmişti. Kalp krizi geçirdiği fark edilseydi ilk müdahale yapılıp belki hayata döndürülebilirdi. Ama o öğrencinin de öldüğü saatler sonra anlaşılmıştı. Hazırlanan ilk raporda çocuk hastalığını öğretmenlerine söylemediği için kusurlu görülmüştü. Soruşturma sonucunda öğrencinin kalp krizi geçirdiği ve olayda kusur bulunmadığı ileri sürülmüştü.

Yaşanan her acı olay elbette tecrübe olarak bize geri dönüyor. Bu tür olayların tekrar tekrar yaşanmaması için öğrencilerin topluca yaşadığı mekanlarda tedbirler mutlaka en üst seviyede olması gerekir. Köprüköy’de yaşanan olay gösteriyor ki öğrenciler gecenin bir vakti de olsa istedikleri alanlara rahatlıkla girip çıkıyorlar. Etüt salonuna çay demleyip götürüyorlar ve belli ki o asansörü çok uzun zamandan beri kullanıyorlardı.

Okuma yazma oranın zaten sıkıntılı olduğu bir bölgede, çocuklarını kıt kanaat imkanlarla bu okullara gönderen ailelerin kafasında şüphe yaratmamak lazım. Bugün Sezer hayatını kaybetti, yarın başka gençler ihmale kurban gitmesin.   

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 10-10-2013
  
Yazarın Diğer Yazıları