Sevda Güneş

Gurbetten Erzurum’a bayrak sallamak!

14.03.2017 Sevda Güneş
Nereden başlasam hissettiklerimi anlatmaya, aslında klavyenin başına otururken, hani o Turkcell reklamında ki çocuk diyordu ya “öyle dümdük” girmek istedim konuya. Hiç önüne ardına bakmadan, tüm hıncımı klavyeden alıp ağzıma gelini yazmak istedim. Ama sonra bir sakinlik geldi üstüme, öyle ya ‘herkes benim gibi düşünmüyor olabilir’ dedim kendi kendime. Ben gördüklerimi yazayım, ahali karar versin duygularına tercüman olup olmadığıma.

 
Niye mi bu kadar gerginim, anlatayım efendim. Erzurumlular için takvim yapraklarında iki tarihin çok ama çok önemi vardır. Bunun biri 12 Mart bir diğeri ise 23 Temmuz’dur.

 
12 Mart bu şehrin kimliğidir. Zira o tarihte bu şanlı halk, bu kadim şehri düşmanın elinden almış, ay yıldızlı bayrağı göndere çekmiştir.

 
Bununla kalmayıp vatan müdafaasına öncülük edip, 23Temmuz’da Erzurum Kongresi’ni yaparak ülkeyi soysuzların elinden almak için harekete geçmiştir.

 
98 yıl boyunca her 12 Mart’ta bu şehir yeniden doğmuş, beşikteki çocuk bile Türk Bayrağıyla kundak edilmiştir. 12 Mart bugüne dek Erzurum’da bayram olarak kutlanmıştır. Devlet erkânı kimi zaman bizzat şehre gelerek, kimi zaman yayınladıkları mesajlarla bu onurlu halkın ölüm kalım mücadelesini tekrar tekrar gündeme getirmiş, Erzurum’un ülke için önemine dikkat çekmişlerdir.

 
Bugün gelinen noktada, kurtuluşun 99. yılında 12 Mart şehirde alelade bir törenle kutlanmıştır. Havuzbaşı’nda rutin bir çelenk koyma töreni, günün anlam ve önemine dair konuşmalar ve mehteran takımının marşları ile kutlandı. Arasan tören alanı dışında derman için şehirde tek bir bayrak yoktu. O tören de bir saatti bulmadan bitti, herkes de gitti zaten.

 
Bu günün anısına ne bir resepsiyon yapıldı ne de doğru dürüst bir konser düzenlendi. Bir okulun salonunda sıradan bir  akşam etkinliği yapıldı.  O geceye de tek anlam katan Kazım Karabekir Paşa’nın kızı  Timsal Hanım oldu.

 
Havuzbaşı etkinliğinde şehrin Valisinin yerinde vekili vardı. Neyse ki Büyükşehir Belediye Başkanı buradaydı. Kürsüye o çıktı ve düşmanı topraklarımızdan attığımız o şanlı günde Avrupa’nın ikiyüzlülüğüne dikkat çekti, verdi veriştirdi.

 
Bayram yeri olması gereken Erzurum, ölüm sessizliğine bürünürken bu şehri terk edip İstanbul’a yerleşen Erzurumlular ise gurbette Erzurum’u kurtardı! Konserler, tiyatrolar, bayraklar, coşku gırla gitti. Şehri yönetenler, siyasiler, iş dünyası, bürokrasi herkes koştu İstanbul’a, 3 gün 3 gece kutlama yapıldı dersek abartmış olmayız.

 
12 Mart bile Erzurumluları gurbette tek bir noktada bir araya getiremedi. Tek ama büyük bir kurtuluş gecesi yaptırmaya vesile olamadı, bu da ayrı bir tartışma konusu. Önünde Erzurum yazan her dernek, vakıf, kendi gecesini yaptı. Erzurum, Ankara, İstanbul’a taşındı.

 
Hiç itirazımız yok elbette yapılsın. İtirazım olay mahallinin öksüzlüğüne… Bu şehirde tüm olumsuzluklara rağmen mücadele veren ama her zaman yetim evlat muamelesi gören bu onurlu milletin, hiçbir şeye layık görülmemesine…

 
Madem 12 Mart gecesi yapacaksınız, zahmet buyurunda o geceyi mücadelenin verildiği, kanın vatan toprağına döküldüğü, destanın yazıldığı yerde yapın.

 
Siz hiç İstanbul’un fethinin Ankara’da kutlandığını gördünüz mü? Ya da Sarıkamış Şehitlerinin başka bir ilde yapıldığını? En fazla alternatif törenlere şahit olursunuz.

 
Ey Erzurum’u yönetenler, İstanbul’dakilere bu gece mubah ise Erzurum için niye mekruh sayıldı? O gece hepinizin bu şehirde olması ve Erzurumlularla bu coşkuyu yaşaması gerekmez miydi?

 
12 Mart nedeniyle başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere devlet erkânı kutlama telgrafı gönderdi. Ama içeriğinde ne var bu halk duymadı.

 
Her yıl yapılan 12 Mart resepsiyonu bu yıl yapılmadı. Her yıl yapılan konserler yapılmadı. Sanki devlet kanun çıkardı, ‘Erzurum’da kutlama olmayacak’ diye. Bizde kuzu kuzu bu emre itaat ettik!

 
Gittik İstanbul’dan Erzurum’a bayrak salladık, oh güzelce şehri yad ettik düşmandan kurtardık. Bu şehirlinin hakkıdır o günü layığı ile kutlamak. Bu şehirde yaşayıp hala toprağına sahip çıkanın hakkıdır, o günün gururunu yaşamak.

Yapmayan beyler ve bayanlar, atasını bilmeyen vatanını bilmez. Dününe sahip çıkmayan bugününe, yarına asla sahip çıkamaz. 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 14-03-2017
  
Yazarın Diğer Yazıları