Sevda Güneş

Hala inanan varsa…

19.07.2016 Sevda Güneş

Darbe girişiminin üzerinden zaman geçtikçe o gecenin detayları bir bir ortaya çıkıyor. Şüphe yok ki ortada hainlikten daha derin bir durum var. Ben olayı ülkenin daha önce yaşadığı hiçbir darbe ile bağdaştıramıyorum. Zira ortaya çıkan tablo 1960 ve 80 darbelerine rahmet okutacak cinsten…

 

 

 

 

Türkiye, tarihinin en büyük terör saldırısına uğramıştır. Saldırının detayları netleştikçe kanımız dondu, kelimeler yaşananları anlatmaya yetmedi.

 

 

 

Paralel yapının olmadığını savunanlar, cemaat denen oluşuma hala sempati ile bakanlar, her halde yaşananlardan sonra neye hizmet ettiklerini anlamışlardır. Bu saatten sonra Fetullah Gülen’e inanan ve bağını koparmayanlar, bu saldırılara kalkışanlarla aynıdır ve asla ayırt edilmemelidir.

 

 

 

Gözaltılar ve tutuklamaların yanı sıra bu girişimin arkasında sadece FETÖ’yü görmek büyük yanılgı olacaktır. Zira bu isim de maşadır. Arkasındaki güçler ortaya çıkarılmadıkça tehlike geçmiş değildir.

 

 

Birkaç yıl önce Medine’de Peygamber Efendimizi (SAV) ziyaretim sırasında bir hanımın sözleri geldi aklıma, 15 Temmuz gecesi dehşet görüntülerini haber televizyonlarında izlerken.

 

 

Hepimiz Mescid-i Nebevi’de ağlayıp dua ederken, o hanım aynen şu cümleleri sarf etmişti: “Çok yakın bir zamanda 10 bin kişi ile birlikte Fetullah Gülen hocamız huzurunuza gelecek ve size tekmil verecek. Hocamız, ‘bugüne kadar ulaşılmayan yerlere ulaşıldı, bu hizmet hareketi sizin için tüm İslam bölgelerinde söz sahibi oldu diyecek’ dedi.

 

 

O gün kadının sözlerini İslamiyet’i yayma girişimi diye algılamıştım. Oysa yapılanların asla ve kata dinle, diyanetle hiçbir ilgisi yoktu. Hangi Müslüman kendi ülkesini bombalar ve Müslüman kardeşine kurşun sıkardı.

 

 

 

Bu örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızma girişimi yeni değildir. Bu gruba mensup her aile, çocuklarını askeri liseye göndermek için elinden geleni yapmıştır. Hatta türbanlı aileler TSK’nın şüphelenmemesi için saçlarını açıp, yeni kimlikler oluşturmuştur. Allah için kapanan kadınlar saçlarını Fetullah Gülen için açmıştır.

Allah aşkına gerçek inanan biri o saçı açarken günahın dibine vurduğunu, neye hizmet ettiğini hiç mi anlamaz? Hadi o gün anlamadı peki bugün hala mı anlamadı?

 

 

 

Fail belli suç belli, sırada ceza var. Darbe girişimi gecesinden beri sokaklarda olan ve tankların önüne siper olarak canlarını seve seve veren bu halk, kalleşlere verilecek cezada elbette taraftır. Kamu vicdanı göz ardı edilmemeli.

 

 

 

Meydanlardan yükselen “İdam istiyoruz” sloganları belki bugün ki atmosferde hamaset algılanabilir ama bu istek, Meclis tarafından değerlendirilmelidir. Bunun için Anayasa değişikliliği lazımdır. Eğer bugün o cuntacılara, o imamın askerlerine, o satılmışlara tarihi bir ceza verilmez ise maalesef her 30 yılda bir Türkiye bu tehditle yüz yüze gelecektir.

 

 

Meydanlara dikkat!

 

 

Provokatörlerin, demokrasi nöbeti için meydanlarda olan halkın içine sızabileceği göz ardı edilmemelidir. Pazar akşamı bir grup Erzurum Lisesi arkasındaki lojmanlara yürümüş, askerlerin ailelerine fiziki müdahalede bulunmuş. Hiçbir Erzurum evladı bu hareketi yapmaz. Çünkü o asker de, o polis de bizim. Dün mezhep üzerinden, milliyet ve ırk üzerinden kavga başlatamayanlar bugün asker, polis, vatandaş üzerinden işi yürütmek isteyebilir. Aman bu kalbi karalara dikkat edelim. Eğer bir grup haini ayırt etmeden tüm TSK’yı bu işin içine çekersek kalleşlerin emeline hizmet etmiş olacağız.

 

 

 

Tavsiye sürecinde üniversite ve cezaevleri de göz ardı edilmemeli. Paralel yapının güçlü olduğu yerlerin devamında bu kurumlar geliyor. Devletin tüm kılcal damalarına sızan bu hücreleri eğer kesip atmayı başaramazsak yarın cezaevi isyanları, üniversite ayaklanmaları kaçınılmaz olur.

 

 

Gözleri dönen bu alçakların neler yapacağını hep birlikte gördük.

 

 

Sosyal medya kahramanları!

 

 

Darbe girişiminin ardından sabaha kadar hiç sesi çıkmayan bazı sivil toplum örgütleri, ancak ertesi gün olayı kınamaya başladı. Herhalde, “dur bakalım ne olacak” diye beklediler. Baktılar ki devlet duruma hakim, başladılar sosyal medyada efelik yapmaya, iktidara yanaşmaya. Bir de klavye başında kahramanlık yapıp, ‘sen vatansever, sen hain’ diye paylaşımlar yapanlar var.

 

Sözün özü;

 

Bugün birlik olma günüdür. Vatana sahip çıkma günüdür.  

 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 19-07-2016
  
Yazarın Diğer Yazıları