Sevda Güneş

Hollywood’a gidelim

07.05.2015 Sevda Güneş

Ermeni meselesi ne kadar Türkiye’nin sorunu ise aynı oranda Azerilerin de sorunu. 1915 de Türkiye’yi sırtından vuran Ermeniler, Erivan üzerinden bu kez Dağlık Karabağ’ı işgal edip binlerce Azeri türkü katletti.

 

Dün kardeş ülke Azerbaycan’ın Başkenti Bakü’den gelen gazeteci konuklarımı ağırladım. Bakülü meslektaşlarım Erzurum ziyareti kapsamında gazetemizi ziyarete gelmişlerdi. İki ülke arasındaki sevgi bağı o denli güçlü ki yeni tanışmamıza rağmen yıllardır ahbapmışız hissi yaratıyor insanda. Bunu Bakü ziyaretlerim sırasında da yaşamıştım. Beni ziyarete geldiklerinde de aynı hissiyata kapıldım.

 

 

Mesleki sohbetin yanı sıra elbette ana konu Ermeni mezalimi oldu. Ansızın bir soru ile karşı karşıya geldim. Bakü’nün güçlü gazetelerinden biri olan Canub Haberleri Genel Yayın Yönetmeni Zahir Emenov, Türk gazeteciler olarak yaptığımız haberlerde neden  ‘Sözde Soykırım’ kelimesini kullandığımızı sordu.

 

“Dövletiniz böylemi istiyor” dedi.

 

Ardından soruyu biraz daha açtı ve “ Yani sözde lafı önemli değil, siz sözde diyerek bir anlamda soykırımı tanıyorsunuz. Biz soykırım kelimesini hiç kullanmıyoruz. Siz niye kullanıyorsunuz? Merak ettim” dedi.

 

 

Kısa bir şaşkınlığın ardından, “ Hayır devlet böyle şeyler istemez. Teorik olarak söylediğiniz algı doğru. Ama biz soykırımı kabul etmediğimiz, reddettiğimiz için ‘sözde’ diyoruz. Çünkü Ermeni Lobisi bunu yaptığımızı iddia ediyor. Karşı tarafın isnat ettiği suçu reddetmek anlamında ‘sözde’ kelimesi kullanılıyor” açıklamasını yaptım.

 

Azeri meslektaşlarımız Ermeni meselesinde iki ülkenin ortak hareket etmesi gerektiğini ve Azeri -Türk lobilerinin dünya kamuoyu önüne birlikte çıkmasının zaruri olduğunu düşünüyorlar. Türk gazetecilerinde bu konuda kamuoyu oluşturması talebinde bulunuyorlar. Öyle ya Ermenilerin o acımasız yüzü ile karşı karşıya kalan, aynı acıyı farklı yıllarda yaşamış birbirine çok benzeyen iki ayrı halktan bahsediyoruz. Sırf bundan dolayı değilmidirki  “Tek millet iki devlet” sözü söylenmiştir.

Karabağ acısı olduğu gibi oracıkta duruyor. Daha dün bu insanlar vatanlarından sürgün edildi. Karabağ’a karayolu olmayan Ermenistan, Laçin Koridorunu inşa edip Dağlık Karabağ’daki yüzlerce Azeri’yi kurşuna dizdi, bir milyon Azeri’yi topraklarından söküp attı.

 

 

Bizim acımız 100 yılı aştı onların yaraları daha çok yeni, henüz kabuk bile bağlamamış. Dünya kamuoyu eğer gerçeği görmek istese dönüp Karabağ’a bakması kafi gelecek. Fakat onların derdi gerçekler değil.

 

 

Erzurumlu gazeteci yazar Talat Uzunyaylalı’nın ‘tehcirin filmi Hollywood’da çekilsin’ teklifi kesinlikle dikkate alınmalı. Sadece tehcir değil 1915 olaylarının anlatıldığı birçok film yapılmalı.

Bu son derece doğru bir görüş. Öyle olmasa dönemin Libya Lideri Kaddafi’nin sponsorluğunu yaptığı Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) hayatını anlatan ve Anthony Quinn’in Hz. Hamza rolü ile kamera karşısına geçtiği, aynı zamanda yönettiği Çağrı filmi, aradan geçen yıllara rağmen hala hafızalardaki yerini koruyor.

 

Amerika Vietnam’da yenilgiye uğramasına rağmen bu konuda başarılı olmuş onlarca savaş filmi çekerek büyük devlet fikrini beyinlere kazıdı. Bizde pekala bu yöntemi kullanabiliriz. 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 07-05-2015
  
Yazarın Diğer Yazıları