Sevda Güneş

Raporun ne önemi var…

24.10.2015 Sevda Güneş

Seçimlere kısa bir zaman kala Erzurum’da iktidar ile muhalefet arasındaki yeni polemik, Türkiye İstatistik Kurumu’nun geçtiğimiz günlerde yayınladığı yoksulluk raporu. Bu rapora göre Erzurum, milli gelirden en az pay alan il olarak görünüyor.

Muhalefetin her fırsatta dile getirdiği rapora itiraz eden eski Sağlık Bakanı Pof. Dr. Recep Akdağ, bu raporun doğru olmadığını aksine geçmiş dönemde yayınlanan raporlarla karşılaştırıldığında Erzurum’da düşüş değil yükselme olacağını belirterek, İzmir’in Erzurum’dan daha fakir olduğunu iddia etti.

MHP Milletvekili Adayı Ertürk Çimen ise jet hızıyla Akdağ’ın bu tezine cevap verdi.  “Kim bu veriler doğru değil diyorsa işte o size açık açık yalan söylüyor” diyen Çimen, “TÜİK devletin resmi kurumu, Başbakanlığa bağlı. Böyle bir rapor yayınlıyorsa mutlaka doğrudur” sözlerini sarf etti.

Erzurum’un fakirlik yapısı üzerinden yapılan tartışmayı bu şehirde yaşayan birisi olarak çok önemsiyorum. Çünkü uzun yıllardan beri ilk defa siyaset, Erzurum’un bir gerçeği üzerinden yapılıyor. Ortada günden güne geriye giden bir şehir var. TÜİK böyle bir rapor yayınlamamış olsa dahi kentin gerçekleri gün gibi zaten ortada.

Sorun fakirliği dillendirmek değil bu fakirliği yok edecek, kentin gelişmesini sağlayacak projeler geliştirmemektir.

Evet, bu gerçeği konuşalım tartışalım ama ortaya birde somut bir şey koyalım. Siyaset yapmanın gereği de bu değil midir?

Burada kimin doğru söylediği, kimin yanlış anladığının ne anlamı var. Her geçen gün biraz daha yara alan, göç veren şehri bekleyen en büyük tehlikelerden biride nüfus azalmasıdır.

Yine TÜİK bu anlamda bir çalışma yapmış, göç bu hızla devam ederse Erzurum’un 2023 tarihinden sonra Büyükşehir statüsünden düşebileceğini ön görmüş.

Bu ne demek herhalde hepiniz anladınız değil mi. 2002 de milletvekili sayısı 7 olan Erzurum’un vekil sayısı 2011’de 6 ya düştü. Eğer insanları bu kentte doyurmak için bir şeyler yapamaz isek 2003’te bu sayı 4’e hatta 3’e düşecek.

Bugün o raporlara hiç sesini çıkarmayan sivil toplum örgütleri, kör, sağır ve dilsizi oynamaya devam ederlerse ne yazık ki oturacakları bir koltuk, yönetecekleri ve sefasını sürecekleri o STK’lar dahi kalmayacak.

Gerçekten siyasiler bu şehri çok seviyorlarsa gerçekleri görüp, ellerini taşın altına koymaları, seçildikten sonra iktidar muhalefet fark etmez, Ankara’da bu derdin çaresini aramaları gerekiyor.

‘Giden gitti, kalan sağlar bizimdir’ politikasına devam edilir, ‘Biz değil onlar yaptı, biz en iyisini yaptık’ siyaseti güdülürse, kentin sonunu bekleyen çöküş daha da hızlanır.

Bugün kentin ekonomisi nefes alamaz duruma geldiyse bunda sadece siyasiler in değil bizimde katkımız büyük.

Ortaklık kültürümüz yok. Birbirimize güvenimiz yok. Siyasilerden hesap sorma yetimiz yok. Gerçek tüm çıplaklığı ile öylece gözümüzün önünde dururken raporların ne önemi var. 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 24-10-2015
  
Yazarın Diğer Yazıları