Sevda Güneş

Sonunda bu da oldu…

06.09.2013 Sevda Güneş

Cağ kebabı kavgası hiç bitmez. Tortumlular ‘cağ kebabını biz icat ettik’ der, Oltulular ‘biz’. Tabi Uzunderelileri de unutmamak lazım. Hatta Türkiye’nin sayılı yemek gurmeleri bile bu konuda kararsız kalmıştı. Ancak aynı şehrin ilçeleri olduğu için ‘’cağ kebap Erzurum’ un kebabı’’ dendi ve bu şekilde tescillendi.  Fakat dün başka bir il çıktı ve ‘siz yanlış biliyorsunuz, cağ kebabı Diyarbakır’a ait bir kebaptır’ dedi. Peki buna kim itiraz edecek şimdi?

Diyarbakırlı amcamız ispat için İzmir Fuarı’nda açtı stadını, çevirdi cağ kebabını. Düşündü ki cağ kebabı kadayıf dolmasız olmaz, kolları sıvadı bir de kadayıf dolması sardı, kızarttı, şerbetledi ve satışa sundu.

Fuarı ziyaret eden ve İzmir’de yaşayan Erzurumlular, önce çok sevindi, cağ kebap standının önünde kuyruk oluşturdu ama baktı ki satış yapan kişi Erzurumlu değil, Diyarbakırlı. Şaşırdılar haliyle bu manzara karşısında.

Siz yıllarca ‘marka olacağız’ diye aynı ilçeliler birbirinizi yiyin, sonra çıksın gözü açığın biri, tutsun İzmir’in yolunu “siz yanlış biliyorsunuz, cağ kebap Diyarbakırlıların “desin. O saatten sonra ne kadayıfçı Muammer ustanın, ne de ‘cağ kebabının mucidiyim’ diyen Kemal Koç’un şöhreti kalmasın.

Ne diyor atalarımız ‘ağzı açığın malını, gözü açıklar yer’. Sen ‘teklif gelmedi, orası bizim alanımıza girmiyor’ dersen, elin güney doğulusu ‘ciğer şiş de neymiş, ben gider cağ kebabını satarım, davete gerek yok’ diye kordondan süzülüp fuarda yerini alır, bize de buradan izlemek kalır.

İroni yaptığımı düşünenler olabilir. Ama bir kent kendi markasına sahip çıkmalıdır. Herkes de bilir ki cağ kebap ve kadayıf dolması Erzurum ‘a özgü kebap ve tatlıdır. Fakat bunun tanıtımını sadece bu işi yapanlardan beklemekte haksızlık olur. Ben bu tür fuarları önemsiyorum. Ve aklı başında her Erzurumlu önemsemelidir. Eğer lüle taşı İzmir Fuarı’nda yok satıyorsa, orada Oltu taşı da olmalıdır. Benim cağ kebabımı başka bir il sahiplenip tanıtmamalıdır. Zira bu tür tatlar yüzyıllar sonra bile anavatanları ile anılırlar.

Şimdi biz kalkıp diyelim ki; Antep baklavası Erzurum’undur. Mantının Kayseri ile alakası yoktur. Oldu mu şimdi? Kaldı ki zaten bu iller bizim böyle bir işe kalkışmamıza müsaade dahi etmezler.

Yazımı yazdığım sırada çok değerli bir ağabeyimiz ziyaretime geldi. Son günlerdeki gündemi konuşurken ‘’Erzurum’un tanıtımı Ilıca ile Pasinler arasındadır. Erzurum’un tarihten gelen bir şöhreti var, onun üstüne hiç çıkılamadı’’ dedi. Sonuç itibari ile bir şehir geri kalmış ise her şeyi ile geri kalmıştır. Bu şehrin bu hale gelmesinde siyasilerin de, bürokratların da, halkın da, basının da payı vardır. İşte gerçek olan budur. 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 06-09-2013
  
  • Ali Bülbül 06.09.2013 02:09:33

    Yazıklar olsun bu utanca sebep olanlara...Turizm Valisi geldi dedik ondanda bir şey çıkmadı. Bence Vali, Başta Büyükşehir olmak üzere ilgili tüm kurumlardan hesap sormalı...

Yazarın Diğer Yazıları