Sevda Güneş

Tsunami kapıda

09.09.2014 Sevda Güneş

Gazeteci Mehmet Şener iki gün ardı ardına Erzurum ekonomisinin tehlike çanları çaldığını ve maalesef sivil toplum kuruluşu adı altında koltuk sahibi olan oda başkanlarının bu kötü gidişe hiç ses çıkarmadıklarını yazdı.

 

Öncelikle her iki yazının son derece doğru tespitler olduğunu ve her satırına katıldığımı belirtmek isterim.

 

Mart ayından buyana şehir ekonomisinin lokomotifi olan inşaat sektöründe bırakın kötü gidişi resmen bir çöküş yaşandığını herkes açık ve net görmektedir.

 

Sanayisi olmayan, ekonomisi iki üniversite öğrencisinin umuduna kalan şehir öyle böyle kan kaybetmiyor.

İnşaat sektörüne bağlı olan kuruluşların her biri tek tek iflas erteleme kararı alıyor. Şuana kadar mahkemelere başvuran firma sayısı 17. Bu rakam bir kentin ne hale geldiğinin açık fotoğrafıdır. 

 

Yapılan istatistikler gösteriyor ki her 5 yılda Erzurum’da azıcık yol alan firmalar bir bir gidiyor. Kendini batıya atan firmalar ayakta kalırken burada ekonomiye katkı sağlayacağım, istihdam yaratacağım diyen işadamları tek tek cezalandırılıyor.

 

Şehrin yakın tarihindeki firmaları bir gözden geçirin, bunların hepsi zamanında vergi rekortmeni olup devlet tarafından ödüllendirildiler. Şimdi nerdeler? Birer birer iflas edip doğduğu doyduğu toprakları terk edip gittiler.

 

Bu gidişe kim dur diyecek? Bu sorunları kimler masaya yatıracak. Oda başkanları mı? Hiç sanmam, zira onların daha bir yaraya merhem olduklarını görmedik.

 

Ne giden ne gelen bu şehir için elini taşın altına koymadı. Oda başkanları böylede siyasilerimiz çok mu farklı. Onlar bu kentte ne oluyor bilmiyorlar mı? Bal gibi biliyorlar. Ama hiç kimse kılını kıpırdatmıyor, herkeste bir şirin görünme hastalığı var. Oda başkanları siyasilere şirin görünecek, siyasiler tabana sus tavana başka resim göster taktiği uygulayacak.

 

Tamda Erzurum’da yaşanan budur. Kimse bizim felaket tellallığı yaptığımızı sanmasın zira ne öyle bir derdimiz nede telaşımız var. Bu gemide hepimiz yaşıyoruz, gemi batarsa hepimiz gideriz. Ne hükümeti nede sistemi kötülemek ve iyi giden şeyleri asla kötü göstermek gibi bir çabamız yok.

 

Şehre gelen Başbakanlara nasıl iyimser bir tablo çizildiğini, verilen brifinglerde şehir ekonomisinin nasıl süt liman gösterildiğine defalarca şahit olduk.

 

Her vurgun yiyen iş adamına bin bir tane kulp takıp, ‘hak etmişti’ yaftası yapıştıranlara bir kez daha sormak lazım; Hepsimi iş bilmezdi.

Gerçek ortada kendi ekonomisini kuramayan hiç bir kent ileri gidemez. Bu şartlarda bu kente ne kadar makyaj yaparsanız yapın bir yağmur yağar takke düşer kel görünür.

 

Yapılacak şey belli. Birlikten kuvvet doğar, susarak ‘bana dokunmasınlar yeter’ demekle yol alınmaz. Bugüne kadar bu yolla kendi geminizi defalarca karaya sağ salim çıkarmış olabilirsiniz. Ama bilin ki deprem oldu, tsunami kapıda, bu dalgalar ne kadar dev olursanız olun sizi de yutar.

 

Bir sözümde iflasın eşiğindeki iş adamlarına. Utanmayın sıkılmayın varsa kötü bir gidiş susmayın haykırın ki size yapılan bir başkasına daha yapılmasın. Zaten suni teneffüs ile ayakta duran şehir ekonomisi üç beş iş bilmezin elinde solunum yetmezliğinden ölmesin.  

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 09-09-2014
  
Yazarın Diğer Yazıları