Eşya biriktireyim derken hastalık biriktirmeyin

Anasayfa'ya Dön 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tüm SAĞLIK Haberleri 03.07.2017 11:05:00

RADARHABER / ERZURUM

Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, “Eşya biriktireyim derken, hastalık biriktirmeyin” dedi. Dispozofobi, kompulsif biriktirme hastalığının istifçilik de denilen bu hastalık, değersiz, sağlıksız, kullanılmayan tüm eşyaların biriktirilmesi ve atılamaması durumuna denildiğini söyleyen Dr. Mehmet Yavuz, “Tutumlu olmak, bazı eşyaları ileride lazım olabilir düşüncesi ile saklamak biriktirme hastalığı değildir. Biriktirme hastalığında, toplanan ve bir türlü atılamayan eşyalarda bir düzensizlik ve tutarsızlık vardır. Bu yüzden koleksiyonculuktan da çok farklıdır. Kolleksiyonerler, sadece bir ya da birkaç alanla alakalı eşyaları toplarlar. Üstelik toplanan eşyalarda bir düzen ve intizam vardır. Hobilerini belirli bir disiplinle yürütürler” dedi. “Biriktirme hastalığında düzensiz ve dağınık bir toplama vardır” diyen Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, nüfusun yüzde üçünün biriktirdiğini kaydetti. Dr. Yavuz, “Bu hastalığın insanlarda görülme sıklığı azımsanmayacak sayıdadır. Nüfusun yüzde 3’ü hatta belki daha fazlasında biriktirme sorunu bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu hastalık, genellikle çok gizli tutulduğundan kesin bir rakam vermek mümkün değildir. Hastalar her şeyi biriktirir. Ama en çok biriktirilen eşyalar; kâğıt, gazete, mektup, plastik eşyalar, ev araç gereçleri, torba ve giyim eşyalarıdır. Ayrıca bu hastalarda kişilik bozuklukları da sık görülmektedir. Sorunlarının farkında olmadıkları gibi kendilerine müdahale edilmesine, evlerinin boşaltılmasına çok kızarlar. Hatta eşyalarının atılmasına engel olurlar, bağırırlar ve sakladığı eşyasına zarar gelmesi ya da kaybolması durumunda büyük acılar çekerler. Böylelikle eski dergiler, kitaplar, broşürler, giysiler bir türlü atılamaz ve biriktikçe birikir. Özellikle ödemesi yapılmış faturalar bir gün olurda işe yarar düşüncesi ile bir türlü atılamaz, elektronik postalar okunur ve bir türlü silinemez, çalışma masasının üzerinde, dolapların içinde bir sürü işe yaramaz kitaplar, evraklarla dolar taşar. Evde yıllar boyu süregelen biriktirme nedeniyle artık adım atılacak yer kalmaz. En kötüsü de bir şey aradığında da zaten bulunması imkânsız hale gelmiş olur. Kişinin psikolojik haritasında da davranış bozuklukları, genel bir kaygı ve gerilim hali vardır. Kişi, kendini bir türlü rahat hissedemez” diye konuştu.
En önemli sorunlardan bir tanesinin de biriktirilen maddeler nedeniyle ev ya da iş yeri, yaşam alanı olmaktan çıkardığını anlatan Dr. Yavuz, daha sonra şunları söyledi; “Durum o kadar karışık hal alır ki, tüm odalar tıka basa eşya ile dolu bir hal alır. Eşyaların biriktirilmesinde belirli bir düzen de olmadığı için, aynı eşyanın zaten var olduğu unutularak tekrar tekrar alınır. Biriktirme hastalığı olanlarda tüm eşyalar gerekliymiş gibi algılanır ve bir türlü atılamaz. Örneğin doğal gazla ısınmaya geçtiği için soba kullanmayı bırakmış olan bir kişi, gün gelir de tekrar soba kullanmaya başlarım diye, gazete kâğıdı, mukavva gibi eşyaları bir türlü atamaz.

Çocukluktan Başlayabilir

Biriktirme hastalığı, çocukluk dönemlerinden kalem, silgi vs. gibi eşyaların biriktirilmesi ile başlamasına rağmen daha çok 50 yaşından sonra görülmektedir. OKKB’li yani takıntılı hastalıkların %15’inde biriktirme hastalığı görülmektedir. Aslında biriktirme hastalığı da bir obsesif kompulsif kişilik bozukluğu (OKKB) durumudur ve işin merkezinde dürtü kontrol bozukluğu vardır. Kişi, takıntılı bir şekilde eline geçen her şeyi evine getirip biriktirmeye çalışır ve evine getirdiği eşya her ne olursa olsun dışarıya atılması, kişi için son derece rahatsız edici bir durumdur.
Çocukluk dönemlerinde çeşitli nedenlerden dolayı kıtlıklar ve ciddi ekonomik sorunlar yaşamış olan insanlar, ilerleyen yaşlarda biriktirme hastalığına yakalanabilirler. Ayrıca anne ve babadan, eşten, sevgiliden, çok sevilen bir arkadaştan hediye gelen bir eşya ayrılma, koruma ve savunma içgüdüsü ile biriktirme hastalığını oluşturabilir. Dolayısıyla duygusal yoksunluklar, reddedilme, aldatılma, sevgi ve şefkat ihtiyaçlarının yeterli düzeyde karşılanamaması, eşyalara ya da hayvanlara ilginin dönmesine sebep olabilmektedir. Evinde ya da iş yerinde çok sayıda hayvan beslemek ve bunların hiç birini başkasına verememek de, hastalık düzeyinde olmasa bile bir çeşit biriktirme alışkanlığıdır.

İnternetten de Biriktirme Olabilir

Bazı kişiler de bu hastalık nedeniyle internet kullanımı fazlasıyla görülür ve biriktirme hastalığına yakalanan kişiler neredeyse tüm vakitlerini internetteki alış veriş sitelerini gezerek geçirirler. Gerekli gereksiz, ihtiyacı olsun olmasın, ne olursa sipariş verirler. ‘’Bu da lazım olabilir’’, ‘’şu da işime yarabilir’’ düşüncesiyle, belki de hiçbir zaman gerekli olmayacak birçok eşyayı internetten satın alırlar. Bu kişiler, alışveriş sırasında kredi kartlarının limitini aşabilir fakat bu durum pek umurlarında olmaz. Bazı kişiler de olur da ilginç bir şey satılır veya bir başkası kapar diye semt pazarlarından, bitpazarlarından ayrılamaz ve vaktinin çoğunu pazarlarda ve alışveriş merkezlerinde geçirir.”
Dr. Yavuz, biriktirme hastalığının belirtilerini ise şöyle sıraladı; “Gerekli gereksiz her şeyi biriktirme eğilimi; Topladıklarını asla atamama, bunları birisi atmaya çalıştığında öfkelenme ve ileri düzeyde rahatsızlanıp kaygı duyma; Kişinin sosyal hayatında da çeşitli derecelerde davranış bozuklukları göstermesi; Genellikle toplanan eşyalar arasında bir benzerlik ya da bir bağlantı olmaması. Genellikle kontrolsüz biriktirme nedeniyle ev ve işyerlerinde hareket alanı pek olmaması. Yatak odasından banyoya kadar nerdeyse tüm odaların eşya ile dolu olması.”
Dr. Yavuz, biriktirme hastalığının tedavisi konusunda ise şunları söyledi; “Eğer biriktirme durumu, kişinin kendisinin veya çevresindekilerin günlük hayatını engelliyorsa tedavi zamanı gelmiş demektir. Biriktirme hastalığı ile ilgili vakalarda hastalar genellikle kendi istekleri ile bir tedavi sürecine başvurmazlar. Çünkü bunun bir rahatsızlık olduğunu fark etmezler. Biriktirme hastalığı olanlarda antidepresan ilaçlar pek işe yaramaz. Bilişsel davranışçı terapiler, kısmen de olsa içgörünün ve farkındalığın geliştirilmesi adına fayda sağlayabilir.”

Etiketler : ,
YORUMLAR Yorum Yazın
Yorum Yazın Kapat
 
 
İsim :
 
 
 
 
 

En Son Haberler