Sevda Güneş

Bir ehliyette siyasilere verilse!

12.02.2015 Sevda Güneş

Bundan böyle evlilik sadece iki kişinin kendi aralarında aldığı kararla gerçekleşemeyecek, artık aile kurmak için ehliyet şartı aranacak.

 

 

Bu ehliyeti alamayanlar sadece Türkiye’de değil yurt dışındaki büyükelçiliklerde bile resmi nikâh kıyamayacaklar.

 

 

Acaba nasıl olacak? Düşünelim; diyelim ki bu ehliyetleri aile mahkemeleri versin. Sizden bir takım yeterlilik şartları istesinler. Tıpkı silah ruhsatı alırken uygulanan psikolojik testlerden geçilsin. Sonra sosyal yaşamdaki uygunluğunuz ölçülsün. Aylık geliriniz en az üç bin lira olacak densin…

 

 

Bunların hiç birine uymadınız ve hâkim karar verdi; Yaz kızım ‘karar verildi, evliliğe uygun görülmedi’ dedi. Hadi bakalım ne olacak şimdi.

 

 

Ya da tüm bu sınavlardan geçtiniz, o ehliyeti aldınız ve hayatınızın erkeği ya da kadını ile imzaları atıp dünya evine girdiniz. 100 puanlık ehliyetin kontrolü nasıl olacak. Evinize iyi bakmadınız sil 10 puan, yükümlülüklerinizi yerine getiremediniz sil 10 puan, eşinize şiddet uyguladınız sil 80 puan. Puanlar bitince ‘ehliyetinize el konuldu’ mu olacak? Veya evlendiniz ama geçinemediniz ve boşandınız. İkinci kez evlenme işi nasıl olacak.

 

 

Tabi ki bu yazdıklarım işin sulandırılmış hali, uygulananın neler getirdiğini önümüzdeki evlilik sezonunda net olarak göreceğiz.

Elbette bu karara olumlu bakanların yanı sıra eleştirenlerde olacaktır. Evlilik ehliyeti kulağa biraz tuhaf geliyor değil mi? Bence içeriğini bir görmek lazım.

 

 

Ehliyet demişken günün anlam ve önemine binaen bir ehliyette siyasilere verilmeli. Mesela önüne her gelen şahıs milletvekili aday adayı ya da adayı olamamalı. Mutlaka onlar içinde bir ehliyet şartı konulmalı.

 

 

Bilgi ve birikim, vizyon, beceri, liyakat ile her şeyden önemlisi dürüstlük yetileri olmalı. Bir toplumun vekilliğini yapacak kişilere siyasi partilerin genel başkanları karar vermemeli. Bu adaylar toplum önünde bir takım testlerden geçmeli. Varsa cezai ehliyeti o zaman aday olamamalı.

 

 

Belki hâkimler değil ama toplum mühendisleri siyaset yapacağım diyenleri teste tabi tutmalı ve onlar bu ehliyetleri vermeli.

Diyebilirsiniz ki her siyasi parti önce temayül yoklaması yapıyor sonra anketler ile toplumun nabzı ölçülüyor. Evet, bunların hepsi yapılıyor fakat bunların hiç birine sadık kalınmıyor.

 

 

Yine bir seçim arifesi, yine aday adayı enflasyonu yaşanıyor. Her önüne gelen ‘bende adayım’ deyip toplumun önüne çıkıyor.

Kimisi gerçekten bu milletin vekili olacağına inanıyor, kimisi ‘safım belli olsun’ diye aday adayı oluyor. Çarşı öylesine karıştı ki pazarda kimi ararsanız var. Din adamından tutun amirine memuruna kadar herkes aday adayı.

 

 

Bunlardan kaçı aday edilecek bilinmez ama bilenen şu ki asla yukarıda yazılan hiçbir vasıf bu isimlerde aranmayacak. Teşkilata kim yakın, kim kimin adamı, Mecliste en iyi kim el kaldırır, sorun çıkarmaz buna bakılacak. Bir ehliyet verilecek ama bu ehliyeti halk hiç tanımadığı, kişiliğini dahi bilmediği, kendisi için ne kadar yararlı olduğunu saptayamadığı isimlere verecek...  

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 12-02-2015
  
Yazarın Diğer Yazıları