Sevda Güneş

Leyla'yı ararken...

07.10.2015 Sevda Güneş

Yıl 1993 yer Erzurum’un Olur ilçesi kırsalı.Kanlı terör örgütünün en vahşi katliamlarını yaptığı bir dönem. Öyle ki köyler basılıyor, beşikteki çocuklar, kahvedeki savunmasız insanlar kurşuna diziliyor.

Devlet yetkilileri hep bir ağızdan aynı nakaratları söylüyor, “ Türk Devleti güçlüdür. Üç beş çapulcunun yaptığı yanlarına kar kalmayacaktır. Misli ile gereken cevap verilecek.” İşte bu söylemler arasında tıpkı bugünler gibi o günlerde de karayolları güvenli değildi. Olur-Göle-Şenkaya üçgeni o yıllarda da terörün var olduğu bölgeydi.

Şehir terör baskınları nedeni ile ayakta, güvenlik güçleri teyakkuzdaydı. Türkiye özel hareket timleri ile o yıllarda tanıştı.

Terör örgütünün en fazla korktuğu ve çekindiği güvenlik kuvvetleri bunlardan oluşuyordu. Hepsi zıpkın gibi delikanlılardan seçilmiş, attığını 12’den vuran, kurşuna göğüs geren cengaverlerdi.

İstihbarat raporları Erzurum sınırlarına yakın Göle kırsalında bir terör grubunun varlığından bahsediyordu. Bu durum üzerine dönemin Erzurum Valisi Mehmet Ağar özel tim ekiplerini bu bölgeye sevk etti.

Gazetecilere ‘bu hafta uyumayın’ sinyalini verdi. Çok geçmeden o bölgede çok sayıda teröristin öldürüldüğü haberi geldi. Şafak vakti Vali Ağar ile birlikte o bölgeye gittik. Gördüğüm manzara hala hafızamda taze.

5’i kadın 22 terörist silahları ile birlikte ölü olarak ele geçirilmişti. Resimler çekildi, bilgiler alındı.

O ara bir özel hareket polisi dikkatimi çekti. Sadece kadın cesetlerini inceliyor, arada bir avucunun içine bakıyordu. Bir ara fırsat bulup yanına gittim, ne yaptığını sordum. Önce cevap vermedi. Sonra ona her ne ise o gün yazmayacağıma dair söz verdim. Neden sonra dili çözüldü;

Ben Iğdırlıyım, Kürdüm. Aynı mahallede sevdiğim bir kız vardı. Oda Kürt’tü, biz birbirimizi çok sevdik. Okul bitince evlenecektik. Sevdiğim kız birden ortadan kayboldu. Ne yaptıysam ona ulaşamadım. Kız kardeşi onun dağa gittiğini söyledi. Yıkıldım, inanamadım. Çünkü öyle bir kız değildi. Ağrı Dağı’nda bir militan grubun onu teslim aldığını öğrendim. Gece yarısı yola çıktım ve Ağrı Dağı’na doğru yürümeye başladım.

Korhan Yaylası’nı az biraz geçmiştim ki bir grup ile karşılaştım. Aralarında Leyla’da vardı. Leyla “Durun yapmayın o bizden “diye bağırdı. Silahlar bana dönmüştü. Sevdiğim kızın ilk sözü “ Sende bizimle gel, bu ülkeyi birlikte kurtaralım” oldu.

Ben o günde vatanıma bağlıydım, “Yapma, gittiğin yol ölüm yolu. Sen hain olamazsın, bu topraklar bizim” dedim ama dinlemedi. Benim kararlı olduğumu görünce, “Buradan git, gitmezsen seni vurmak zorunda kalırım” dedi. O gün orada ona söz verdim.

“Benden polis olacağım ve sizi bu ülkeden temizleyeceğim” dedim. Avucunun içini açtı ve Leyla’nın resmini gösterdi. Onu arıyorum öldürdüklerim arasında var mı diye. Ölü ele geçirilen teröristlerin arasında Leyla yoktu ama kandırılmış 5 kadının cansız bedenleri öylece orada duruyordu.

Leyla terörist olunca oda ailesi ile birlikte Ankara’ya taşınmış. Okulunu bitirip çakı gibi bir polis olmuştu. Bu babayiğidin adı bende saklı, o Leyla’sını vurdu mu bilmiyorum. Ama terörün bir hain saldırısında şehit olduğunu üzüntü ile öğrendim.

Herkesin bir hikâyesi vardır. İşte Iğdırlı şehidin polis olma hikâyesi de böyleydi. O vatan sevgisi için böyle bir bedel ödedi. Ruhun şad olsun… 

BU YAZININ EKLENME TARİHİ 07-10-2015
  
Yazarın Diğer Yazıları